|
Hava sıcaklığının aniden 11
derece düştüğü, soğuk, puslu, bulutların güneşi göstermediği ve çiseleyen
yağmurun insanın içini de ıslattığı kasvetli bir Pazar gününün ardından işte
yeni bir hafta daha başlamıştı.
Yıl sonu yaklaşmaktaydı ve performans yönetim süreci yine başlayacaktı,
sanki sadece benim kabusummuş gibi geliyordu ama eminim ki müdür bey de bu
konuda endişeli ve sıkıntılıydı.
Bir yıl önce performans yönetim uzmanı olarak işe alındığımdan bu yana, 27
yıllık geçmişi olan şirkette; o güne kadar uygulanmamış olan bir ilki
yapmaya gayret ediyordum.
Geçen sene ilk kez uygulamaya koyduğumuz 360 derece Performans Yönetim
Sistemi ile ciddi sorunlar yaşamıştık! Özellikle, sistemi ilk kez uygulayan
yöneticiler ile geribildirim vermek durumunda olan astları arasında yıkıcı
kişisel eleştiriler nedeniyle şirkette huzur enikonu bozulmuştu! Bu sene
aynı huzursuzluk ve kargaşayı yeniden mi yaşayacaktık?
Bunu önlemenin mutlaka bir yöntemi ve çaresi olmalıydı !
O sevimsiz Pazar havasında, bütün gün; performans sisteminin yarattığı
huzursuzluğu nasıl önleyebiliriz diye düşünmüştüm. Aslında bir yolu vardı
ama Müdürümüz Nazmi Bey bu fikre nasıl bakacaktı, önerim hakkında nasıl bir
tutum alacaktı? Sonuçta geçen sene olanlardan kendisi de çok etkilenmişti !
Şirketin büyük ortağı Kemalettin Bey ile 26 senelik çalışma geçmişi olmasına
rağmen kimi zaman Kemalettin Bey’den eski köye yeni adetler getirilmesi
eleştirilerini almış ve bu sözler Nazmi Bey’i çok etkilemişti! Nede olsa 26
senedir patronlarla ilişkiyi iyi kötü götürüyordu!
En iyisi sekreteri Yasemin hanımdan bir randevu almak ve konuyu yüz yüze
görüşmekti.
Gerçi Yasemin hanımı aşmak ve randevuyu ayarlamak benim için başka bir
performans kriteri idi ama ne yapayım, fikirlerimi Nazmi Bey’e açıklamak
zorundaydım! Yasemin hanım da keşke ismi gibi nazik ve narin olsa idi,
Kartaca kartalına benzemek zorundaymış gibi Nazmi bey ile bizim aramızda
aşılması zor bir engel oluşturuyordu! Bunu da yaparken iyi sekreter (!)
böyle olur bakışını yüzünden eksik etmiyordu !
Havalandırmada yine sorun vardı herhalde, hafta sonu çalışmamış mıydı acaba
? İçeride ağır bir hava vardı! Neyse öğleye doğru düzelir dedim ve kahve
otomatına doğru yürüyerek kendime sert ve şekersiz bir kahve aldım, nede
olsa Nazmi Bey den randevu istemiştim ve herhangi bir zaman beni
çağırabilirdi!
Masama oturup, günümü planlamaya ve randevularımı organize etmeye
başlamıştım ki; işe alma uzmanımız Gülbahar kapıda gözüktü ve
- ‘’zamanın varsa biraz görüşebilir miyiz Rıza?’’ dedi,
Randevu listemde olmasa bile Gülbahar’ı geri çeviremezdim, kızcağız dokuz ay
önce işe başlamıştı ve Almanya ‘da doğup büyümüş endüstri mühendisliği
eğitimini de Dortmunt Üniversitesinde tamamlamıştı. Şimdilerde mastırı yapma
fikrine iyice kendini koşullandırmış ve UMASS Boston (University of
Massachusetts Boston) ‘a kabul için bekliyordu. İnsan kaynakları Yönetimi
mastırı yapmak istiyordu.
İşe başladığından bu yana işe alım süreçlerinde ciddi sistematik
yapılandırma oluşturmuş, yetkinliklerin oluşturulmasında kilit rol üstlenmiş
ve tüm işe alma süreçlerinde yetkinlik bazlı mülakat sisteminin
kullanılmasını şirket bütününe yaymış idi. Bu benim için de çok faydalı
olmuş, performans sistemini yetkinlikler ile bağlamıştım. Ayrıca, Gülbahar
üretim bölümümüz için eleman ölçme ve değerlendirme merkezinin kurulmasında
danışman firma ile çok yakın çalışmış ve ciddi deneyimler elde etmişti,
artık danışman firma görevlileri olmadan ölçme ve değerlendirme merkezini
çalıştırabiliyorduk! Bunun maliyet etkisi ise binlerce dolar ile
ölçülüyordu!
- ‘’Tabii lütfen içeri gelsene Gülbahar’’ dedim.’’Sana bir kahve almamı
ister misin?’’
- Hayır, teşekkür ederim,
- ‘’Umarım hafta sonun benimkinden iyi geçmiştir’’ dedim
- ‘’Fena değildi, ancak; havanın da etkisi ile karamsar duygular daha ağır
bastı herhalde’’ diye cevapladı!
Acaba ne söyleyecek diye dikkat kesildim. Söze başlama tarzı ve ses tonu pek
de olumlu gelmemişti?
- ‘’Hafta sonunda mastır fikrini ve şirkette edindiğim deneyimleri düşündüm,
dokuz ayda sanki dokuz yıllık birikime sahip olmuşum gibime geldi! Sonuçta
şirketin daha kurumsallaşması ve doğru insanları doğru işlere
yerleştirebilmek için nasıl çabaladığımızı, müdürlerin süreçlerin
oluşturulmasına nasıl karşı çıktıklarını gözümün önüne getirdim! Ve neden
diye sordum kendime, neden bu kadar çaba ve gayret ve ben burada ne
yapıyorum ? dedim! Bizim oluşturduğumuz bu sistemler sonuçta personel devir
hızını yüzde 15 den yüzde 2 ye düşürmemize yaramıştı. Bunun şirkete
sağladığı maliyet etkisini neden kimse görmek istemiyordu? Ayrıca, eski
işçilerimiz de bu değişimi takdir ediyorlardı, sonuçta yeni eleman
kalitesinde gözle görülür bir değişim vardı ve buda ustaların, bireylerin
sebep olduğu teknik problemlerle uğraşma süresini minimuma indirmişti. Acaba
Amerika’ya gidişimi biraz daha öne alsam mı, belki önceden gidip kültürü
biraz özümsememde fayda olabilir diye düşündüm!
Senin fikrini de almak istedim Rıza’’ dedi.
- ‘’Ehh’’ dedim.Nede olsa şirketin performans yönetim uzmanıydım, Gülbahar
doğru adrese gelmişti! Oysa, Gülbahar sadece benimle olan arkadaşlığına
inanarak dostane fikrimi almaya gelmişti! Bu olamaz mıydı?
- ‘’Bence’’ diyerek söze başlamıştım ki; ne kadar büyük bir hata yaptığımı
hemen fart ettim, Bence empati ile ilgili bir başlangıç sözcüğü değildi ki!
Hemen toparladım ve ‘’seni iyi anladığımı zannediyorum, kimi zaman bende
benzeri düşünceler içerisine giriyorum ‘’ diye düzelttim cümlemi.
- ‘’Sana bunları düşündürenlerin neler olduğunu az çok tahmin edebiliyorum,
benzeri zamanları ben de yaşıyorum’’ dedim. Ancak; şimdi bütün yaptıklarını
bırakıp gitmek ve çocuğunu ortada mı bırakmak istiyorsun? diye sordum! Nede
olsa bütün yaptığı çalışmalar şirket için yeni idi ve ben bunları Gülbahar’
ın çocuğu olarak görüyordum!
- ‘’Kimi zaman ben de senin gibi düşünüyorum Rıza’’ dedi. ‘’Ama hafta
sonunda geriye bakınca bütün bu kargaşayı neden yaşadığımı kendi kendime
sorguladım ve acaba Almanya’da bir şirkette çalışsaydım daha mı iyi olurdu
diye düşündüm. Sonuçta oradaki şirketlerde bütün bu sistemler düzenli olarak
çalışıyordu ve ben sadece uygulayıcı düzeyde bir faaliyet içerisine
girecektim, bu kadar da yorulmayacak ve çatışma içerisine de girmeyecektim’’
dedi.
- ‘’Gülbahar’’; diye söze başladım. ‘’Aslında bu süreçte Almanya’da
öğrenemeyeceğin neler öğrendiğini ve nasıl bir deneyim kazandığını
düşünsene’’ dedim.
- ‘’Off, bedeline de bir baksana’’ dedi bıkkınca.
- ‘’Aslında, Gülbahar; hazır gelmişken benim de sana danışmak istediğim bir
konu var’’ dedim, gözlerinin içerisine bakarak. Nasıl bir tepki
göstereceğini merak ediyordum!
- ‘’Geçen sene 360 uygulamasında karşılaştığımız sorunları hatırlıyorsun
değil mi?’’
- A, evet nasıl bir karmaşaydı o öyle? Hele Cenk beyin durumunu bir
hatırlasana, adam iki arada bir derede kalmıştı! Halbuki genel müdür
yardımcısı olarak bu sistemin bize faydalı olacağına nasıl da inanıyordu.
Sonuçta hem Nazmi beyle hem de bazı diğer müdürlerle uğraşmak zorunda
kalmıştı adamcağız!
- Yaa, işin o bölümünü tamamiyle unutmuştum!
Cenk bey beni işe alan genel müdür yardımcısıydı. Zannedersem Nazmi bey
benimle çalışmakta tereddüt etmiş ve Cenk bey de yeni nesil yönetici olarak
biraz koltuğunun gücünü kullanmıştı! İşe başlamamdan önce yaptığımız son
görüşmede ise bana;
- ‘’Rızacığım, burada kültür biraz farklı ancak bizim de işe alınmamızın
sebeplerinden birisi de patronların kurumsallaşma isteği. Tabi bu bir
süreçtir ve belirli zaman alacaktır. Önemli olan bizim bu süreçte ne
yaptığımızı çok iyi bilmemiz ve şirket kültürüne uygun sistemler
kurmamızdır. Kuracağımız sistemlerin uygulanabilir olması ve tüm
çalışanlarca kabul görmesi çok önemli. Yoksa kurumsallaşma adına bir sistem
mezarlığı yaratmış oluruz ki; bu hem şirket için hem de bizler için kötü bir
sonuç olur!’’ Demişti.
- ‘’Gülbaharcığım!, hafta sonu aklıma gelen şu ( diye söze başlamıştım ki
Gülbahar’ın getirdiği kişisel sorununu tamamiyle yok saymıştım); 360 derece
performans yönetim sistemini biz kendi bilgi ve deneyimimiz ile oluşturduk
ve şirkete uyarladık, acaba sistemi yöneticilere, çalışanlara anlatırken
tamamen anlaşılabilir ve oluşan tüm soruları açıklıkla cevapladık mı diye
düşündüm? Acaba biz bir yerlerde hata mı yaptık diye de kendi kendime
sorguladım! Yoksa bu kadar iyi bir sistem neden bu kadar çok sorun yaratsın
ki?
- ‘’Açıkçası Rıza Bey’’ dedi, benim de söylediğinize benzer kuşkularım vardı
ama zaman içerisinde her şey gibi 360’ında yerini bulacağını ve oturacağını
düşündüm!
- ‘’Yaa, öyle mi? Keşke bu kuşkuların oluştuğu zaman bana söyleseydin’’
dedim! ‘’Bu güne kadar belki de bazı düzeltici önlemler alabilirdik, bazı
sorunları da bu kadar çetrefil hale gelmeden aşabilirdik’’ dedim.
- Haklısınız ama nede olsa bu konunun sizin uzmanlık alanınız olduğunu ve
bazı öngörüleriniz olduğunu düşündüm açıkçası!
- ‘’Evet, neyse’’ dedim. ‘’Fikrim şu; acaba performans süreci yeniden
başlamadan performans yönetimi konusunda bir danışmanlık hizmeti alsak mı?
Yada tüm yöneticiler ile ustabaşlarına performans yönetimi konusunda bir
eğitim mi alsak diye düşünüyordum? Sen ne dersin?’’
- Aslında iyi olur, ama biliyorsunuz ki Nazmi bey danışmanlık ve eğitim
satınalmasına çok sıcak bakmıyor! Bu gibi hizmetlerin sokağa atılan para ve
danışmanlara kolay para kazandırma yolu olarak görüyor, bu durumu nasıl
aşmayı düşünüyorsunuz?’’ dedi.
- Evet haklısın ama, şirketin içerisinde son bir yıldır yaşanan kişilerarası
problemlerle kendisi de uğraşmak zorunda kalıyor! Ayrıca patronun gözünde de
kurumsallaşma adına yanlış işler yaptığı gibi bir izlenim bıraktığı
düşüncesinde! Bunu birkaç ay önce bir öğle yemeğinde çok gizli bir konuymuş
gibi benimle paylaşmıştı! Anladığım kadarıyla, kendisi de böyle bir görüntü
vermekten çok huzursuz olmuştu, belki bu fikir Nazmi Beye de cazip
gelebilir?
- ‘’Evet. Bu da başka bir olasılık’’ dedi Gülbahar.
- ‘’Neyse sizin daha fazla zamanınızı almayayım Rıza Bey’’ dedi. ‘’Siz zaten
randevularınıza çok sadık çalışma prensibini benimsemiştiniz değil mi?’’
dedi ve geldiği gibi odadan ayrıldı! Bunun ne anlama geldiğini düşünürken
telefon çaldı. Arayan Kartaca Kartalı idi!
- Yasemin Hanım otoriter bir ses tonuyla Nazmi Bey’in beni beklediğini
bildirdi.
Hafta sonunda aldığım notları toparlayarak Nazmi beyin ofisine doğru yavaş
ve yumuşak adımlarla yürümeye başladım, nedense aniden içime bir huzursuzluk
oturmuştu, acaba Gülbahar’ın bu huzursuzlukta bir etkisi var mıydı?
Saat öğlene yaklaşmıştı ve Nazmi bey muhtemelen şekerini bahane ederek
konuşmamızı kısa kesecek ve öğle yemeğine gidecekti! Olsun yine de bugünkü
randevu isteğime bu gün cevap vermişti ya!
- İyi günler müdür bey dedim!
- Gel Rıza gel, dedi masasının üzerindeki kağıt yığınını bir düzene koymaya
çalışarak! Bir önceki şirketimde aldığım beden dili eğitimlerini hatırladım!
Acaba bana sen önemsizsin, yine ne icatlarla geldin Cenk’ in parlak çocuğu
mesajını mı vermeye çalışıyordu? Nazmi bey biraz da günü gününe uymayan
tarzda bir yöneticiydi! Hani eskiler derler ya eşref saati vardı!
- ‘’Bugün zaman ayırabildiğiniz için teşekkür ederim’’ dedim. Anlamaz ifade
ile yüzüme bakarak;
- Rıza, az önce Kemalettin Bey aradı önümüzdeki performans dönemini ve geçen
sene yaşadığımız sıkıntıları hatırlattı! Bu sene de benzeri olayları
yaşamamız halinde bu sistemi bir daha uygulanmamak üzere kaldıracağını
söyledi.
- ‘’Ben de bu nedenle sizi rahatsız etmiştim Nazmi bey’’ dedim.
- ‘’Yaa, öylemi? Bu sefer kendimi nasıl bir kargaşaya hazırlamalıyım Rıza
?’’ dedi biraz da sert bir yüz ifadesi ile!
- ‘’Hayır öyle değil’’ dedim hemen savunmaya geçerek.’’Aslında dün bu konuyu
düşünürken ( vaay sen düşünürsün de demek ki ifadesini yüzünden kaçırmadım
ve nedense bu ifade beni hiç de huzursuz etmedi, eskisi gibi!) ve 360
performans sistemini uygulamaya koyarken bazı eksik adımlar attığımızı
gördüm!’’
- ‘’Yaa, öylemi’’ dedi yine. Peki Rızacığım sence hangi adımları eksik
atmışız söyler misin? dedi.Biraz da ben dememişmiydim böyle icatlar çıkartma
ifadesiyle!
- ‘’Aslında, Nazmi bey’’ dedim, biz tamamen kendi bilgi ve kaynaklarımızla
kurduk 360 ı. Dışarıdan hiç destek almadık, oysa bu tür sistemleri kuran
şirketlere baktığımızda ya bir uluslararası danışmanlık yada benzeri
sistemleri kurmakta uzmanlaşmış yerel bir danışmanlık desteği aldıklarını
görüyoruz.
- Evet ama biz de seni aldık bu işlerde daha önce deneyimin olduğunu
söylemiştin!
- ‘’Evet, doğru’’ dedim. ‘’Ancak ben uygulamada deneyim sahibiydim, daha
önce hiç sistem kuruluşunun tüm sorumluluğunu almamıştım. Bu benim için de
bir ilk oldu, sizlerinde danışmanlık desteğine nasıl baktığınızı bildiğimden
pek fazla da ısrar etmedim, kendim yapabilirim’’ dedim ‘’...ve büyük bir
oranda da başarılı olduk!’’
- ‘’Doğru söylüyorsun da Kemalettin bey ve diğer müdür arkadaşların
tepkileri ile bu sene nasıl başa çıkacağız? ya bu sene de benzeri olaylar
olursa ne yaparız?’’ dedi, biraz korku biraz tedirginlik ile.
- ‘’Evet bunun için de size bir önerim var’’ dedim cesaretimi toplayarak.
‘’Geçen hafta katıldığım insan kaynakları toplantısında bazı şirketlerin de
bizim gibi, geçen sene yeni performans sistemleri kurduklarını öğrendim,
benzeri sorunlar onlarda da olmuş ancak danışman firma ile birlikte
çalıştıkları için bu sorunların üstesinden çok kolay gelmişler. Ayrıca insan
Kaynakları departmanına olan güven ve saygı da artmış. Haa, şirket içi
iletişimin de gelişmesinden ayrıca bir memnuniyet duymuşlar. Zaten bunlar
şirket içi motivasyonun ayrılmaz parçaları değil mi’’ diye bir soru da
yönelttim Nazmi beye!
- ‘’Belki de’’, dedi biraz da kuşku içerisinde bir ifade ile. ‘’Ayrıca bu
tür danışmanlık kimbilir kaça mal olmuştur onlara’’ dedi düşünceli bir
tavırla!
- ‘’Evet’’ dedim, ‘’ben küçük bir araştırma yaptım ve performans sistemleri
kurmakta uzmanlaşmış iki danışmanlık firması tespit ettim’’ dedim.
- ‘’Yaa öylemi!’’ dedi yine ve; ‘’aslında ben de böyle bir desteğe
ihtiyacımız olduğunu düşünmüştüm geçenlerde’’ dedi, beni hayrete düşürerek!
‘’İyi bir pazarlıkla belki de maliyetleri patronların kabul edebileceği bir
düzeye getirebiliriz’’ diye ilave etti. ‘’Aferin be Rıza iyi yapmışsın’’
diyerek bir de takdirini belirtince az kalsın küçük dilimi yutuyordum! Devam
ederek;
- ‘’Rızacığım, şu araştırdığın firmaları arayarak bu hafta içerisinde ayrı
ayrı birer akşam yemeği düzenleyebilirmisin? Hem şimdi çinekop zamanı güzel
bir balık yiyip biraz da iş konuşalım’’ dedi.
- ‘’Peki efendim’’ dedim hayretler içerisinde Nazmi beye ne olmuştu? Yoksa
ben mi yanlış anlamıştım? Balık yemek, danışman firmalar, benim de aklımdan
geçti itirafları! Haydi hayırlısı dedim ve
- ‘’Peki efendim’’ diye tekrar ederek ‘’ben sizin müsait zamanınızı
Kartaca..... şey Yasemin hanımdan alırım efendim’’ diyerek toparladım ve
acele ile odadan ayrıldım...
Devamı var...
Kasım, 09 2003
Gürşan Gürel
Rota İnsan Kaynakları Ltd.
Kurucu ortak |