|
Kartaca kartalı ifadesi ile
gözlüklerinin arkasından dik dik yüzüme bakan Yasemin hanımın yüz ifadesine
pek de aldırmadan yumuşak bir ses tonu ile
“ Nazmi beyin bu haftaki programı çok yoğun mu Yasemin hanım “ diye sordum!
Sana ne Nazmi beyin programından ifadesiyle yüzüme bakarak; sayfaları
kırmızı, yeşil ve siyah renkli kalemlerle alınmış notlarla dolu olan
ajandaya baktı ve
“ Evet, bu hafta oldukça yoğun bir hafta yine, yıl sonu yaklaşıyor ya onun
da etkisi var. Neden sormuştun Rıza ? “ dedi.
“ Eee, şey bazı görüşmeler organize ettim, görüşme tarihlerini
kesinleştirmeden önce Nazmi beyin en rahat zamanını öğrenmek istemiştim”
dedim. Kimlerle görüşeceğimizi bilmesine şu anda gerek duymamıştım. Ne
derler “ Merak kediyi çatlatır, fazla bilgi ise, şişmanlatır”!
“ Salı ve Perşembe günleri biraz daha rahat gibi gözüküyor! Ne kadar
zamanlık bir randevu almak istiyordun Rıza “ diye sordu.
Biraz da muzip bir ifade ile “ Aslında benim istediğim bilgi, gün
içerisindeki yoğunluğu değil, Nazmi bey ile bir akşam balık yiyecektik de !
“ dedim.
Yasemin hanım inanamaz ifade ile yüzüme bakakaldı! Nazmi bey ve Rıza balık
yiyeceklerdi hemde akşam ve de dışarıda? Sorgulayan bir bakış atarak;
“ Yaa, öylemi, demek Nazmi Bey sizi balık yemeğe davet etti? Peki bir
bakalım akşamları nasılız? “
Aniden kendisini de organizasyonun içine katmasına hiç şaşırmadım, nede olsa
Yasemin hanım Nazmi beyin annesi gibi koruyucu melek olma rolünü oynamayı
çok severdi! Lokantada ki garsonların kibar olma adına sıkça yaptığı hata
gibi; “ ne içeceğiz efendim ?“ tarzından yaklaşımına artık dikkat dahi
etmemeyi öğrenmiştim!
“ Evet, dediğim gibi Salı ve Perşembe daha az yorgun olacağını tahmin
ediyorum? İstersen hangi gecenin daha uygun olacağını kendisine bir soralım”
dedi.
“Aslında her iki geceye de ihtiyacımız var” dedim, hızla konuşarak! İyiden
iyiye afalladı kartaca kartalı!
“Demek iki geceye ihtiyacınız var? Konuşacaklarınızı merak etmeye başladım
doğrusu” dedi, bakışları gözlerimin derinliklerinde ve kulakları içgüdüsel
olarak başının arkasına doğru gerilerek! Onun bu beden dilini görmek bana
inanılmaz bir keyif veriyordu! Benimle birlikte onüçüncü yaşını kutladığımız
minik,dört ayaklı, herzaman aç olan minik dostum rasti de kendisi ile
konuştuğum zaman aynı ifadeleri gösterirdi. Hala inatla danışman firmalar
ile görüşeceğimizden bahsetmiyordum, bırak biraz daha çatlasın diye düşündüm
ve;
“ Evet, iki ayrı geceye ihtiyacımız var” dedim.
“Peki o zaman, bunu Nazmi beye de sormam gerekecek ancak; Salı ve Perşembe
akşamları şu anda uygun gözüküyor “ dedi.
“ Teşekkür ederim, Yasemin hanım” dedim. “Nazmi beyin uygun zamanları
kesinleşince bana bildirirmisiniz?” diyerek yanından ayrıldım.
9 Kasım’dan buyana geçen süre içerisinde X ve Y danışmanlık firmalarını
enikonu araştırmıştım. Her ikisi de hem çokuluslu hemde Kobi tarzındaki
işletmelerde İnsan Kaynakları sistemleri kuruyorlardı. Referans kontrolu
yapmak için çalıştıkları firmalardan son üçünü aradığımda, İnsan Kaynakları
Yöneticileri ve konuşabildiğim bazı diğer yöneticiler her iki firma için de
çok olumlu referans vermişlerdi. Ancak Y firmasının X’e göre bir farklılığı
vardı ki; bu da pek yabana atılacak bir farklılık değildi! Y sadece
sistemleri kurmakla kalmıyor, sistem uygulamalarında da danışmanlarını
bizzat sistem kurduğu firmanın emrine veriyordu! Sanki bizden bir uzman gibi
bizimle birlikte çalışıyordu. Oluşan uygulama ve kabullenme sorunlarında
bizlerin yanında, birlikte çalışarak sorun gideriyorlardı. İşte müşteri
faydası dedikleri şey buydu!
Bu danışmanlık firmalarının iş yapma tarzı değildi! Genellikle fikir ve
tavsiyelerde bulunup “ bunu şöyle, böyle yapmanız gerekir deyip” bizi
sıkıntılarımızla ve uğraşmamız gereken bir dünya uygulama sorunlarıyla
başbaşa bırakıp giderlerdi! Bu farklılık Nazmi beyin de hoşuna gidecekti!
Geçen sene perfrormans sistmeninin kuruluş ve uygulama problemleri az buz
canımızı acıtmamıştı! Bunları düşünürken telefonun sesiyle irkildim,
“ Rıza bey, Nazmi bey Salı ve Perşembe akşamlarını size ayırdı, her iki
akşam da saat sekizbuçuktan itibaren görüşmelerinize başlayabilirsiniz” dedi
inanmaz bir ses tonuyla Yasemin hanım.“ Yer seçimini size bıraktığını da
söylememi istedi,Nazmi bey“ diye ilave etti kartaca kartalı. Teşekkür ederek
kapattım telefonu.
Öncelikle restaurantı organize etmek gerekiyordu. Biz şirket kültürü olarak
fazla pahalı yerleri tercih etmezdik! Bizim için temiz, kaliteli ve uygun
fiyatlı olan restaurantlar tercih edilirdi. Patronlar bir şekilde kimin
nerede, kaç para harcadığını nasıl olsa öğreniyorlardı! Bir de başımıza
pahalı yerlere gidip yemek yemişsiniz, şirketin parasını çarçur ediyorsunuz?
Lafları çıkartmamalıydık! Bu laflarla uğraşabilen sadece Satış ve
Pazarlamada çalışan arkadaşlarımızdı! Onlar, ne de olsa şirketin
belkemiğiydi! Onlar olmazsa biz batardık!
Sonra danışmanlık şirketlerini aradım ve önce X sonra Y şirketine
randevularını verdim. Çok sevindikleri ses tonlarından anlaşılıyordu!
Salı akşamı gelip çatmıştı. Nazmi bey yine toparlanıp çıkmakta zorluk çekti!
Zaten, Nazmi beyin geç kalmadığı bir randevusu yok gibiydi? Neyse alelacele
X Danışmanlığın dökümanlarını alıp yola koyulduk. Yolda Nazmi beye;
“ Benim soracağım sorular burada yazılı Nazmi bey” diyerek, ön çalışma
kağıdımı uzattım.
“ Siz hangi soruları hazırladınız?” diyerek meraklı gözlerle yüzüne baktım!
“ Sorular mı? Eee, ben sorular hazırlamadım. Konuşmaların gidişatına göre
şekillendiririz, merak etme Rızacığım, yılların tecrübesi var burada”
diyerek gevrek bir kahkaha attı. Belli ki balık yeme fikri, hele mevsiminde
çinekop hoşuna gitmişti ve bu kendisini biraz rahatlatmıştı!
Restauranta ulaştığımızda X Danışmanlığın iki temsilcisi ile Genel Müdürünün
bizi beklediğini gördüm. Belli ki bizi önemsiyorlardı? Yoksa neden randevuya
zamanında gelsinler ki? Burası İstanbul, trafik herzaman geçer bahane değil
mi? Ayrıca iki temsilci ile birlikte gelmişlerdi. Bu da iyiye işaretti!
Nazmi beye görüşlerimi söyleyince;
“ Gelecekler tabii, bizim gibi yağlı müşteriyi nerede bulacaklar” diye bir
cevap aldım. İşte tiyatro başlıyor diye düşündüm, alem adamdı şu Nazmi bey.
Keşke Gülbahar’ı da davet etseydik diye düşündüm bir an! Belki geçenlerde
anlattığı motivasyon probleminin giderilmesine az da olsa bir katkısı
olurdu? Önemsenmek ve böyle bir görüşmeye davet edilmek gururlandırıcı
olurdu diye düşündüm?
Nazmi Bey sorgulayan bakışlarla ve biraz da mesafeli bir duruşla “ İyi
akşamlar, biz ev sahibiyiz ama geciktik galiba?” dedi.İşte kültürümüzü
ortaya koymaya başladık diye düşündüm! “ biz ev sahibiyiz...” sanki kız
tarafından falanca bey gibi !
X danışmanlık nazik bir şekilde bu girişi geçiştirdi, nede olsa
profesyoneldi adamlar! Kimbilir bizim gibi kaç firma ile bu tür görüşmeler
yapıyorlardı?
Yerlerimize oturduk ve karşılıklı tanışma faslından sonra Nazmi bey ;
“Eveet, şimdi bu akşamki görüşme konusunu Rıza bey size anlatacak” diyerek
pası bana attı. Bu tür davranışlarına alışık olduğum için zaman kaybetmeden
konuya girdim ve kısaca geçen sene uygulamaya koyduğumuz 360 derece
Performans sistemini, şirketimizin tarihçesini ve karşılaştığımız uygulama
problemlerini anlattım.
X Danışmanlık genel müdürü Cevdet bey sakin bir ses tonuyla,
“ Peki Rıza bey, bu sistemi uygulamaya koymadan önce bir gereksinim ve firma
kültürü envanteri yaptınız mı “ diye sordu biraz da merak dolu bir yüz
ifadesiyle!
Firma kültürü envanteri mi? Buna gerek yoktu ki, biz zaten firmamızın
kültürünü biliyorduk! Nazmi bey yirmi yıldanfazladır, ben ise; 1 yılı
geçkindir bu şirkette çalışıyordum!
“ Eee, şey, yok yapmadık, buna gerek olduğunu zannetmiyorum. “ dedim biraz
da terslenerek.
“ Evet sizi anlıyorum” dedi kibarca. “ Ancak, ne kadar uzun süredir
çalışsanız da; çalışanların gereksinimlerini ve beklentilerini geniş çapta
ortaya çıkartacak ve yerleşik kültürü ve bu kültüre en uygun sistem
araçlarına dair sizi yönlendirecek bir envanter çalışması yapmak sizin
yolunuzu açardı! Bir anlamda sizin için yol haritası olurdu” dedi aynı
sakinlikle!
“ Neyse, zaten uygulamaya geçeli bir yıldan fazla olmuş anladığım kadarıyla,
bundan sonra ne yapabiliriz ona bakalım” dedi biraz da cevabımı umursamaz
bir edayla. Bu adamda bir şeyler hoşuma gitmemişti, sakin ama ukala bir
tavrı olduğunu düşündüm! Neyse duygularımı işe karıştırmamam gerektiğni
katıldığım eğitimlerden birinden hatırlayarak
“ Haklısınız ! “ dedim. “ Şimdi neler yapabiliriz ona bakalım” diyerek
bitirdim sözümü.
“ Evet “dedi “İsterseniz öncelikle firmanızı ziyaret edelim ve sizin yol
göstericiliğinizde, sistemden en çok etkilenen ve size en çok sorun çıkartan
arkadaşlarınız ile birebir görüşelim. Daha sonra ise, sistemin
destekleyicileri ile ayrı ayrı görüşmeler yapalım” diye öneride bulundu.
“ Böylece, sistemin olumlu ve olumsuz etkilerine dair bazı tespitlerde
bulunmuş oluruz. Daha sonra da bunları nasıl en aza indireceğimize dair bir
öneri planını oluşturuz” diye sözünü tamamladı.
İşe yine önerilerde bulunan bir danışmanlık firması diye geçirdim içimden!
Nazmi beye baktım, sanki konuşulanları duymuyormuş ve onu hiç
ilgilendirmiyormuş gibi çok büyük bir keyif ve iştahla balığını ayıklıyordu!
Ayırdığı her kılçığı büyük bir itinayla tabağının sağ üst tarafındaki diğer
kılçıkların yanına koyuyor ve balığın omurgasına yeni bir hamle yapıyordu.
Yüzündeki huzur ve gözlerindeki parıltıyı görünce, bu kutsal töreni bozmak
istemedim. Cevdet beyin yanında, parlak, çekik yeşil gözleri ve
dudaklarındaki hafifçe gülümsemeyle ince, uzun kemikli parmaklarını
çenesinin altında kenetlemiş ve Nazmi beyi izlemekte olan Aslı hanıma
bakarak;
“ Siz ne düşünüyorsunuz? “ diye sordum.
Anlaşılan Nazmi beyi incelemeye enikonu dalmıştı ki; irkilerek:
“ Eee, ben de Cevdet bey ile aynı fikirdeyim, böyle bir envanter çalışması
yapmak hayatımızı kolaylaştırabilir” dedi, biraz da titrek bir sesle.
Anlaşılan böyle bir soruya hazırlıksız yakalanmıştı?
“ Yaaa, öylemi? “ dedim, biraz da küçümser bir tavırla! Nedense bu ekibe hiç
kanım kaynamamıştı! Oysa bizim firmalarla ortak iş yapmamızda kan kaynaması
önemli bir kriterdi! Nede olsa bizim aldığımız kararlarda duygusallık da
vardı, bizim kumaşımız buydu, biz ortadoğu mozaiğinin yetiştirdiği
insanlardık!
Devamı gelecek.... |