e-bülten

 

Gürşan Gürel  - ECCO Danışmanlık ve Temsilcilik

Müdür Bey ile Balık Yedik II

Kartaca kartalı ifadesi ile gözlüklerinin arkasından dik dik yüzüme bakan Yasemin hanımın yüz ifadesine pek de aldırmadan yumuşak bir ses tonu ile

“ Nazmi beyin bu haftaki programı çok yoğun mu Yasemin hanım “ diye sordum!

Sana ne Nazmi beyin programından ifadesiyle yüzüme bakarak; sayfaları kırmızı, yeşil ve siyah renkli kalemlerle alınmış notlarla dolu olan ajandaya baktı ve

“ Evet, bu hafta oldukça yoğun bir hafta yine, yıl sonu yaklaşıyor ya onun da etkisi var. Neden sormuştun Rıza ? “ dedi.

“ Eee, şey bazı görüşmeler organize ettim, görüşme tarihlerini kesinleştirmeden önce Nazmi beyin en rahat zamanını öğrenmek istemiştim” dedim. Kimlerle görüşeceğimizi bilmesine şu anda gerek duymamıştım. Ne derler “ Merak kediyi çatlatır, fazla bilgi ise, şişmanlatır”!

“ Salı ve Perşembe günleri biraz daha rahat gibi gözüküyor! Ne kadar zamanlık bir randevu almak istiyordun Rıza “ diye sordu.

Biraz da muzip bir ifade ile “ Aslında benim istediğim bilgi, gün içerisindeki yoğunluğu değil, Nazmi bey ile bir akşam balık yiyecektik de ! “ dedim.

Yasemin hanım inanamaz ifade ile yüzüme bakakaldı! Nazmi bey ve Rıza balık yiyeceklerdi hemde akşam ve de dışarıda? Sorgulayan bir bakış atarak;

“ Yaa, öylemi, demek Nazmi Bey sizi balık yemeğe davet etti? Peki bir bakalım akşamları nasılız? “

Aniden kendisini de organizasyonun içine katmasına hiç şaşırmadım, nede olsa Yasemin hanım Nazmi beyin annesi gibi koruyucu melek olma rolünü oynamayı çok severdi! Lokantada ki garsonların kibar olma adına sıkça yaptığı hata gibi; “ ne içeceğiz efendim ?“ tarzından yaklaşımına artık dikkat dahi etmemeyi öğrenmiştim!

“ Evet, dediğim gibi Salı ve Perşembe daha az yorgun olacağını tahmin ediyorum? İstersen hangi gecenin daha uygun olacağını kendisine bir soralım” dedi.

“Aslında her iki geceye de ihtiyacımız var” dedim, hızla konuşarak! İyiden iyiye afalladı kartaca kartalı!

“Demek iki geceye ihtiyacınız var? Konuşacaklarınızı merak etmeye başladım doğrusu” dedi, bakışları gözlerimin derinliklerinde ve kulakları içgüdüsel olarak başının arkasına doğru gerilerek! Onun bu beden dilini görmek bana inanılmaz bir keyif veriyordu! Benimle birlikte onüçüncü yaşını kutladığımız minik,dört ayaklı, herzaman aç olan minik dostum rasti de kendisi ile konuştuğum zaman aynı ifadeleri gösterirdi. Hala inatla danışman firmalar ile görüşeceğimizden bahsetmiyordum, bırak biraz daha çatlasın diye düşündüm ve;

“ Evet, iki ayrı geceye ihtiyacımız var” dedim.
“Peki o zaman, bunu Nazmi beye de sormam gerekecek ancak; Salı ve Perşembe akşamları şu anda uygun gözüküyor “ dedi.

“ Teşekkür ederim, Yasemin hanım” dedim. “Nazmi beyin uygun zamanları kesinleşince bana bildirirmisiniz?” diyerek yanından ayrıldım.

9 Kasım’dan buyana geçen süre içerisinde X ve Y danışmanlık firmalarını enikonu araştırmıştım. Her ikisi de hem çokuluslu hemde Kobi tarzındaki işletmelerde İnsan Kaynakları sistemleri kuruyorlardı. Referans kontrolu yapmak için çalıştıkları firmalardan son üçünü aradığımda, İnsan Kaynakları Yöneticileri ve konuşabildiğim bazı diğer yöneticiler her iki firma için de çok olumlu referans vermişlerdi. Ancak Y firmasının X’e göre bir farklılığı vardı ki; bu da pek yabana atılacak bir farklılık değildi! Y sadece sistemleri kurmakla kalmıyor, sistem uygulamalarında da danışmanlarını bizzat sistem kurduğu firmanın emrine veriyordu! Sanki bizden bir uzman gibi bizimle birlikte çalışıyordu. Oluşan uygulama ve kabullenme sorunlarında bizlerin yanında, birlikte çalışarak sorun gideriyorlardı. İşte müşteri faydası dedikleri şey buydu!
Bu danışmanlık firmalarının iş yapma tarzı değildi! Genellikle fikir ve tavsiyelerde bulunup “ bunu şöyle, böyle yapmanız gerekir deyip” bizi sıkıntılarımızla ve uğraşmamız gereken bir dünya uygulama sorunlarıyla başbaşa bırakıp giderlerdi! Bu farklılık Nazmi beyin de hoşuna gidecekti! Geçen sene perfrormans sistmeninin kuruluş ve uygulama problemleri az buz canımızı acıtmamıştı! Bunları düşünürken telefonun sesiyle irkildim,

“ Rıza bey, Nazmi bey Salı ve Perşembe akşamlarını size ayırdı, her iki akşam da saat sekizbuçuktan itibaren görüşmelerinize başlayabilirsiniz” dedi inanmaz bir ses tonuyla Yasemin hanım.“ Yer seçimini size bıraktığını da söylememi istedi,Nazmi bey“ diye ilave etti kartaca kartalı. Teşekkür ederek kapattım telefonu.

Öncelikle restaurantı organize etmek gerekiyordu. Biz şirket kültürü olarak fazla pahalı yerleri tercih etmezdik! Bizim için temiz, kaliteli ve uygun fiyatlı olan restaurantlar tercih edilirdi. Patronlar bir şekilde kimin nerede, kaç para harcadığını nasıl olsa öğreniyorlardı! Bir de başımıza pahalı yerlere gidip yemek yemişsiniz, şirketin parasını çarçur ediyorsunuz? Lafları çıkartmamalıydık! Bu laflarla uğraşabilen sadece Satış ve Pazarlamada çalışan arkadaşlarımızdı! Onlar, ne de olsa şirketin belkemiğiydi! Onlar olmazsa biz batardık!

Sonra danışmanlık şirketlerini aradım ve önce X sonra Y şirketine randevularını verdim. Çok sevindikleri ses tonlarından anlaşılıyordu!

Salı akşamı gelip çatmıştı. Nazmi bey yine toparlanıp çıkmakta zorluk çekti! Zaten, Nazmi beyin geç kalmadığı bir randevusu yok gibiydi? Neyse alelacele X Danışmanlığın dökümanlarını alıp yola koyulduk. Yolda Nazmi beye;

“ Benim soracağım sorular burada yazılı Nazmi bey” diyerek, ön çalışma kağıdımı uzattım.

“ Siz hangi soruları hazırladınız?” diyerek meraklı gözlerle yüzüne baktım!

“ Sorular mı? Eee, ben sorular hazırlamadım. Konuşmaların gidişatına göre şekillendiririz, merak etme Rızacığım, yılların tecrübesi var burada” diyerek gevrek bir kahkaha attı. Belli ki balık yeme fikri, hele mevsiminde çinekop hoşuna gitmişti ve bu kendisini biraz rahatlatmıştı!

Restauranta ulaştığımızda X Danışmanlığın iki temsilcisi ile Genel Müdürünün bizi beklediğini gördüm. Belli ki bizi önemsiyorlardı? Yoksa neden randevuya zamanında gelsinler ki? Burası İstanbul, trafik herzaman geçer bahane değil mi? Ayrıca iki temsilci ile birlikte gelmişlerdi. Bu da iyiye işaretti! Nazmi beye görüşlerimi söyleyince;

“ Gelecekler tabii, bizim gibi yağlı müşteriyi nerede bulacaklar” diye bir cevap aldım. İşte tiyatro başlıyor diye düşündüm, alem adamdı şu Nazmi bey. Keşke Gülbahar’ı da davet etseydik diye düşündüm bir an! Belki geçenlerde anlattığı motivasyon probleminin giderilmesine az da olsa bir katkısı olurdu? Önemsenmek ve böyle bir görüşmeye davet edilmek gururlandırıcı olurdu diye düşündüm?

Nazmi Bey sorgulayan bakışlarla ve biraz da mesafeli bir duruşla “ İyi akşamlar, biz ev sahibiyiz ama geciktik galiba?” dedi.İşte kültürümüzü ortaya koymaya başladık diye düşündüm! “ biz ev sahibiyiz...” sanki kız tarafından falanca bey gibi !

X danışmanlık nazik bir şekilde bu girişi geçiştirdi, nede olsa profesyoneldi adamlar! Kimbilir bizim gibi kaç firma ile bu tür görüşmeler yapıyorlardı?

Yerlerimize oturduk ve karşılıklı tanışma faslından sonra Nazmi bey ;

“Eveet, şimdi bu akşamki görüşme konusunu Rıza bey size anlatacak” diyerek pası bana attı. Bu tür davranışlarına alışık olduğum için zaman kaybetmeden konuya girdim ve kısaca geçen sene uygulamaya koyduğumuz 360 derece Performans sistemini, şirketimizin tarihçesini ve karşılaştığımız uygulama problemlerini anlattım.

X Danışmanlık genel müdürü Cevdet bey sakin bir ses tonuyla,

“ Peki Rıza bey, bu sistemi uygulamaya koymadan önce bir gereksinim ve firma kültürü envanteri yaptınız mı “ diye sordu biraz da merak dolu bir yüz ifadesiyle!

Firma kültürü envanteri mi? Buna gerek yoktu ki, biz zaten firmamızın kültürünü biliyorduk! Nazmi bey yirmi yıldanfazladır, ben ise; 1 yılı geçkindir bu şirkette çalışıyordum!

“ Eee, şey, yok yapmadık, buna gerek olduğunu zannetmiyorum. “ dedim biraz da terslenerek.

“ Evet sizi anlıyorum” dedi kibarca. “ Ancak, ne kadar uzun süredir çalışsanız da; çalışanların gereksinimlerini ve beklentilerini geniş çapta ortaya çıkartacak ve yerleşik kültürü ve bu kültüre en uygun sistem araçlarına dair sizi yönlendirecek bir envanter çalışması yapmak sizin yolunuzu açardı! Bir anlamda sizin için yol haritası olurdu” dedi aynı sakinlikle!

“ Neyse, zaten uygulamaya geçeli bir yıldan fazla olmuş anladığım kadarıyla, bundan sonra ne yapabiliriz ona bakalım” dedi biraz da cevabımı umursamaz bir edayla. Bu adamda bir şeyler hoşuma gitmemişti, sakin ama ukala bir tavrı olduğunu düşündüm! Neyse duygularımı işe karıştırmamam gerektiğni katıldığım eğitimlerden birinden hatırlayarak

“ Haklısınız ! “ dedim. “ Şimdi neler yapabiliriz ona bakalım” diyerek bitirdim sözümü.

“ Evet “dedi “İsterseniz öncelikle firmanızı ziyaret edelim ve sizin yol göstericiliğinizde, sistemden en çok etkilenen ve size en çok sorun çıkartan arkadaşlarınız ile birebir görüşelim. Daha sonra ise, sistemin destekleyicileri ile ayrı ayrı görüşmeler yapalım” diye öneride bulundu.
“ Böylece, sistemin olumlu ve olumsuz etkilerine dair bazı tespitlerde bulunmuş oluruz. Daha sonra da bunları nasıl en aza indireceğimize dair bir öneri planını oluşturuz” diye sözünü tamamladı.

İşe yine önerilerde bulunan bir danışmanlık firması diye geçirdim içimden!

Nazmi beye baktım, sanki konuşulanları duymuyormuş ve onu hiç ilgilendirmiyormuş gibi çok büyük bir keyif ve iştahla balığını ayıklıyordu! Ayırdığı her kılçığı büyük bir itinayla tabağının sağ üst tarafındaki diğer kılçıkların yanına koyuyor ve balığın omurgasına yeni bir hamle yapıyordu. Yüzündeki huzur ve gözlerindeki parıltıyı görünce, bu kutsal töreni bozmak istemedim. Cevdet beyin yanında, parlak, çekik yeşil gözleri ve dudaklarındaki hafifçe gülümsemeyle ince, uzun kemikli parmaklarını çenesinin altında kenetlemiş ve Nazmi beyi izlemekte olan Aslı hanıma bakarak;

“ Siz ne düşünüyorsunuz? “ diye sordum.

Anlaşılan Nazmi beyi incelemeye enikonu dalmıştı ki; irkilerek:

“ Eee, ben de Cevdet bey ile aynı fikirdeyim, böyle bir envanter çalışması yapmak hayatımızı kolaylaştırabilir” dedi, biraz da titrek bir sesle. Anlaşılan böyle bir soruya hazırlıksız yakalanmıştı?

“ Yaaa, öylemi? “ dedim, biraz da küçümser bir tavırla! Nedense bu ekibe hiç kanım kaynamamıştı! Oysa bizim firmalarla ortak iş yapmamızda kan kaynaması önemli bir kriterdi! Nede olsa bizim aldığımız kararlarda duygusallık da vardı, bizim kumaşımız buydu, biz ortadoğu mozaiğinin yetiştirdiği insanlardık!

Devamı gelecek....