|
Geleneksel
Türk el sanatlarından Ebru, su üzerine serpiştirilen sıvı boyanın
rasgele bezendiği şekillerin ve bu şekillere müdahele edilmesiyle
meydana gelen figürlerin kağıda aktarılarak sergilenmesidir.
Renklerin dili diyebileceğimiz ebru, su yüzüne “kâğıt süsleme
sanatı” olarak ortaya çıkar.
Ebrunun hangi tarihte başladığı net olarak bilinmemesine rağmen,
tarihinin 10. yüzyıla kadar uzandığı sanılıyor. Ancak belgelenen en
eski ebru örneği 16. yüzyıla ait. Ebru isminin nereden geldiğine
dair çeşitli iddialar var. Bunlardan bir tanesi bulut gibi
anlamlarına gelen Farsça olan “Ebri”. Bulut kümeleri gibi görülen
desenler ortaya çıktığı için böyle söylenmiş olabilir. Diğer bir
ismi ise su yüzeyi anlamına gelen, “Ab-ru” su üzerinde yapılmasından
dolayı söylenmiş olabilir. Yaygın olarak kim tarafından yapıldığına
bakacak olursak kesinlikle Türklere ait bir sanat olduğunu
anlıyoruz, çünkü taklit edilememe özelliğinden dolayı Osmanlılar
Ebrû’yu, resmi devlet belgeleri ve çeşitli anlaşmaların yazıldığı
ince desenli kağıtlarda zemin olarak, kısaca hayatın içinde
kullanmışlar. Ve o tarihten bu yana tasavvufi davranışları
benimseyen ebruzenler allah’tan başka yaratıcı güç olmayacağı
düşüncesinden yola çıkarak, kendilerini öne çıkarma isteğini
törpüleyerek meydana getirdikleri eserlere imza dahi atmamışlar.
Havaların soğuması ile (genellikle sonbahar-Mayıs arası) yapılmaya
başlanan, ebru yapımında suda erimeyen, tamamen tabii, ışıktan
etkilenmeyen doğal ve metal oksit olan toprak boyalar kullanılır.
Tabii boyaların kullanılıyor olmasının en büyük sebebi, tarih
içerisinde ebruzenlerin boyalarını tabiattan elde etmekten başka
yollarının olmaması ve daha da önemlisi kimyasalların uzun sürede
kâğıda vereceği zararlardan etkilenmemesidir. Doğal boyalar dedim
ya, bu boyalar o kadar doğal ki kendi kendinize bile elde
edebilirsiniz. Mesela mum alevi ile elde edeceğiniz isi siyah olarak
veya Çamlıca’ya gezintiye gittiğinizde torbaya dolduracağınız
toprağı kırmızı renk için kullanabilirsiniz.
Ebru yapalım …
Ne ile renklendireceğim? : Boyalar
Aldığınız veya kendi imkanlarınızla elde ettiğiniz(!) toz halindeki
her boyayı renk renk ayrı ayrı, düz bir mermer üzerinde, destiseng
(el taşı) ile veya seramik bir havan içinde ayrı ayrı muhakkak
ezmeniz gerekir. Aslında bu eyleme kısaca havanda su dövmekte
diyebiliriz(!), çünkü boyanın suya doyması için su katmanız ve sonra
da boyayı suya yedirmeniz gerekiyor ve bu işlemi fiili olarak 10-15
saat kadar yapıyorsunuz. Boyanın ezilip ezilmediğini bir çay
tabağına ufacık damlatıp suyla ve çok az ödle karıştırarak ayranın
bardakta bıraktığı ize benzer iz bırakmasını umuyorsunuz (böyle
diyorum çünkü ben kendi adıma her saatte bir kıvamı olmuş mu diye
bakıp, olmadığını görünce tekrar tekrar umutla ezmeye devam ettim).
Her şeye rağmen üzülmeyin, emin olun ki, ama 10 saat, ama 15 saat
sonunda boyalar eziliyor. E tabi bu işlemi bu kadar uzun süre
yapınca da o boyanın bir damlasının bile ziyan olmasını
düşünemediğinizden koklaya koklaya kullanıyorsunuz. İşte artık
boyalarınız hazır ama diğer malzemeler…
Neyin üzerine resim çizeceğim? : Kitre
Kitre, suya kıvam ve yapışkanlık vererek, üzerine boya serpilecek
suyu elde etmenizi sağlıyor. Bu madde Türkiye'nin her bölgesinde
yabani olarak yetişen geven otunun havayla temas etmesi ile
kemikleşen salgısı imiş. Ayrıca kilo vermek isteyen kişiler için
söylüyorum bu işe de yarıyormuş! Her bölgenin kitresi farklı
olduğundan suya da farklı bir kıvam veriyormuş bu nedenle ne kadar
suya ne kadar kitre konulacağı hakkında kesin rakamlar verilemiyor.
Doğru ayar için, bir çubuk yardımı ile kitre üzerinde çizgi çizilir
ve bıraktığı ize bakılır. Ne çekiş istikametinde ileri ne de lastik
gibi geri gitmiyorsa kitrenizin kıvamı olmuş demektir. 30-40 gr
kitreyi suya koyarak birkaç gece şişmesini beklemeniz gerekir. 3-4
gün sonra sık dokulu bir torbadan geçirilerek içindeki erimemiş
kitre parçacıkları, çöp ve diğer yabancı maddelerden arındırarak
kullanıma hazır hale getirebilirsiniz. Ama tekne içinde tekrar kıvam
kontrolü yapmayı unutmayın. İşte artık kitreniz de hazır ama ya
diğer malzemeler…
Bu işin sırrı nedir? : Öd
Ebru yapımının “sır”ı da diyebiliriz. Kitre üzerine serpilen
boyaların batmadan yüzebilmeleri için boyalara katılır. Bunun
nedeni, kitrenin üzerindeki yüzey gerilimini kırarak boyanın kitre
üzerinde batmadan açılmasını sağlamasıdır. Sığır ödünü bazı
aktarlardan satın alabileceğiniz gibi mezbahadan sağlanan sığır
ödünü benmari usulü ile kan ve yağdan ayırma işlemi ile kendiniz de
yapabilirsiniz Ama sanırım siz bu hoş(!) kokulu işlemi kendiniz
yapmak istemezsiniz değil mi? O zaman benim size tavsiyem, en
yakındaki aktara gidip bunu temin edin, onlarda yoksa nerden
alacağınızı söylerler gidin en temizinden oradan alın! Ve kesinlikle
boyalara damlalık yardımıyla ilâve ederek kullanın çünkü bir damla
fazla ödün neler yapabileceğini tahmin bile edemezsiniz. İşte artık
ödünüz de var hazır mısınız? Hayır değilsiniz…
Yaptığım resmi nasıl saklayabilirim? : Kâğıt
E tabii biz geleneksel ebru yaptığımız için kağıda ihtiyacımız var
ama geleneksel yapmak istemiyorsanız beze de yapabilirsiniz ancak
onun tekniği biraz daha farklı imiş. Islanınca yırtılmaması için
birinci hamur kâğıt tercih edebilirsiniz ama normal kağıt
kullanıldığında da aynı etki sağlanıyor. Türk ebru geleneğinde
kâğıt, hiçbir şekilde terbiye edilmiyor o yüzden saf kağıt
kullanmalısınız. Kağıdınız da var ama hala ebru yapabilir misiniz?
Hayıııır. O zaman,
Bu kitreyi neyin içine koyacağım?: Tekne
Evet işte yavaş yavaş ebru yapmak için malzemelerimiz tamamlanıyor.
Tekneler, eskiden ziftlenmiş budaksız çamdan yapılmışsa da kullanım
kolaylığı açısından çelik ya da galvanizli saçtan yapılmış olanını
tercih edebilirsiniz. Hem emin olun bunu bulup, satın alması da daha
kolay. Teknenin boyutlarını ebrulanacak kâğıdın boyutları belirliyor
(A3 kağıt için A4 büyüklüğünde bir tekne kullanılamaz gibi).
Yüksekliği de 5-6 cm olursa daha çok ebru yapmak için daha çok kitre
ile doldurabilirsiniz. Ve eğer ustanız size icazet vermişse artık bu
işi yapabileceğinizi belirten bir deyim olan “kendi tekneni açmak”
cümlesini sizde kurabilirsiniz. Evet tekne de var ama ne ile
ezdiğiniz boyaları yayacaksınız?
Ne ile boyayacağım? : Fırça
Türk ebruzeni fırçasını da kendi sarıyor. E tabii malum 10.yy da
kimden fırça alacaksınız? Yandaki kırtasiye kavramı da yok. Bunun
için bahçenizdeki gül ağacından birkaç dal kesip ve yine bahçenizde
otlayan ata yaklaşıp “tepilmeden”, kuyruğundan elde edeceğiniz
kıllar ile fırçanızı yapabilirsiniz. Gördüğünüz gibi aynı zamanda
çok da ekonomik. Kılların bağlanmasında da düğümsüz bağlama
kullanmanız gerekir ki binbir zahmetle ezdiğiniz boyalar bu
düğümlerde atıl halde kalmasın. Ayrıca fırça sararken kılların daha
sağlam olması için herhangi bir yapıştırıcı da kullanmamalısınız
çünkü fırça kavanozda boyayla birlikte bırakıldığından tutkalın
içindeki kimyasallar boyaya karışıp boyayı bozar ki sanırım 10-15
saat süren bir emekten sonra böyle bir şeyi istemezsiniz! Galiba
artık yavaş yavaş ebru yapımına hazırız değil mi?
Yaptığım ebrumu nasıl süsleyeceğim? : Taraklar
Korkmayın bu da ekonomik. Aldığınız çıtalara ki bu petek şeklinde
aldığınız balın kenarındaki çıtalar bile olabilir (tecrübe ile
sabit. Ama dikkat edin balın temizlenmesi biraz zor oluyor!) buna
nalburdan aldığınız çivileri çakıyorsunuz ve alın size tarak. Tabii
çeşitlendirebilirsiniz. Çivi ile yapabileceğiniz gibi daha ince
olması için iğne de kullanabilirsiniz. Tamam artık ebru yapacağız
ama son bir şey daha var…
Bir ayakkabıcı aleti: Biz
Evet aletin asıl işlevi ayakkabıcılar için ama eminim en severek
kullanacağınız alet bu. İnanıyorum ki, suyun üzerine attığınız
boyaların “biz” yardımı ile resim haline gelmesi sizi ebru yapımında
daha fazla şevke getirecektir. Yüzeyindeki boyaya şekil verip yaprak
yapmak, yuvarlak boya damlacıklarını çiçekler haline getirmek için
hep “biz” kullanacaksınız. Ondan sonra rengarenk laleler, sarı
papatyalar, mor hercai menekşeler ve ver elini ebru dünyası.
Tamam artık ebru yapacağız. Neler mi yapabiliriz? Eğer bir ebru
öğrencisi iseniz önce battal ebruyu öğreneceksiniz. Bundan başka
gelgit ebrusu, taraklı ebru, şal desenli, bülbül yuvası, kumlu ebru,
hatip ebrusu, çiçekli ebru öğreneceksiniz ve ebru yapmaya başlayınca
bir yaptığınız ebrunun aynısından bir daha yapamayacağınızı, ancak
benzerini yapılabileceğinizi de göreceksiniz.
Şimdi bir battal ebru yapalım mı? Fırçanızı boya dolu kavanozunuzda
iyice sıktıktıktan sonra fırçanıza vurarak üzerinde kalan boyaları
kitre üzerinde serpmeye başlayın. Sık ve sürekli olarak bu işlemi
yapın. Bir renkten sonra, ruh halinize göre başka bir renk için de
aynı işlemi tekrarlayın. Kitrenin üzerinde boşluk kalmayana ve
renklerin açılabilme oranına göre bu işleme devam edin. Teknede
gözüken renklere herhangi bir şeyle müdahale etmeden kağıda alın.
İşte size bir battal ebru. Yapılan işlem bakımından basit bir ebru
gibi görünmesine rağmen sonuç itibarıyla yapımı en zor olanıdır.
Kumlu ebru dışında bütün ebruların yapımında ilk işlem battaldır.
Her ne kadar battal ebru yapımı okunduğunda basit gibi gözüksede
yapmaya kalktığınızda her bir damlanın eşit büyüklükte olmasının o
kadar da basit olmadığını göreceksiniz. Bunun için ya kendi
teknenizi açıp yaşayarak öğrenmeniz ya da usta-çırak ilişkisine
kolları sıvamak gerekir. Ne dersiniz siz de bir ebruzen olmak
istemez misiniz?
ALEV PEKTAŞ
|