e-bülten


 

Kobi-Efor Dergisi Şubat / 2005
Avrupa Birliği Katılım Öncesi Fonları

 


Süreç geçmişte başladı, gelişiyor, ama biz hala gerçek bilgisinden uzaktayız.
Karşımızda bir muamma gibi duruyor AB fonları. Toplum olarak bunları en verimli şekilde değerlendirmeyi öğrenmeliyiz. AB fonlarından sorumlu kurumlar, toplumu bilinçlendirme çalışmalarına hız verdiler.

Avrupa Birliği Katılım Öncesi Maddi Yardım Programı  kapsamında Türkiye’ye 2004-2006 döneminde 1 milyar 50 milyon euro’luk mali kaynak ayırdı.

 

Yararlanmanın yolu, Ulusal Program ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) hazırladığı Ön Ulusal Kalkınma Programı kapsamında belirtilen öncelikler doğrultusunda proje hazırlamaktan geçiyor.

 

Tabii ki, hazırlanan projenin AB standartlarında olması şartıyla.

 

Fonlar konusunda en yetkili kişilerden biri olan DPT Avrupa Birliği Genel Müdürü Cevdet Yılmaz’dan detayları öğrendik. DPT’nin sorumluluğundaki fonları yöneten Yılmaz, okurlarımızın merak ettiği bazı konulara açıklık getirdi.

 

Örneğin “Hangi projelerin AB fonlarından faydalanma şansı yüksek?” sorusuna.

 

Yılmaz,  mevzuat veya ekonomik ve sosyal uyum alanında ülkemizi AB’ye doğrudan yakınlaştırmayı hedefleyen projelerin AB fonlarından finansman bulacağını belirtti. Verdiği bilgiye göre, AB kuralları gereğince yapılan uygulamada Türkiye’ye sağlanan katılım öncesi mali yardımların 2/3'ü Ulusal Program öncelikleri doğrultusunda siyasi kriterler ve AB müktesebatına uyum amacıyla kullanılıyor. Geri kalan 1/3'ü ise Ön Ulusal Kalkınma Planı’ndaki öncelikler doğrultusunda ekonomik ve sosyal uyuma yönelik kullanılıyor.

 

Öncelik “Ön Ulusal Kalkınma Planı”nda

 

DPT’nin hazırladığı ve 2004-2006 dönemini kapsayan “Ön Ulusal Kalkınma Planı”, bölgeler arasında ve Türkiye-AB arasındaki gelişmişlik farklarının azaltılmasına yönelik stratejiyi içeriyor. Planda AB'den sağlanacak mali kaynakların kullandırılmasında dikkate alınması zorunlu 4 gelişme ekseni belirlenmiş. 2004-2006 dönemi için AB'den sağlanacak 1.050 milyon euro tutarındaki mali kaynağın yaklaşık 370 milyon euro’su bu gelişme ekseninde belirtilen önceliklere yönelik projelerin finansmanında kullandırılacak.

 

Cevdet Yılmaz, üçü sektörel, biri bölgesel olan gelişme eksenlerinin Türkiye'nin önceliklerini ve hedeflerini ortaya koyduğunu kaydediyor. Sektörel gelişme eksenleri şöyle:

 

1."İşletmelerin Rekabet Gücünün Artırılması"

 

2. "İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi ve İstihdamın Artırılması"

 

3. "Altyapı Hizmetlerinin İyileştirilmesi ve Çevrenin Korunması"

 

Bölgesel gelişme ekseni ise,

 

4. "Bölgelerin Ekonomik Gücünün Artırılması, Bölgeler Arasındaki Gelişmişlik Farklarının Azaltılması ve Kırsal Kalkınmanın Hızlandırılması"

 

Cevdet Yılmaz, AB mali yardımlarının bu projelerin finansmanında kullandırıldığını belirtiyor.

 

Ön Ulusal Kalkınma Planı’ndaki "Bölgelerin Ekonomik Gücünün Artırılması, Bölgeler Arasındaki Gelişmişlik Farklarının Azaltılması ve Kırsal Kalkınmanın Hızlandırılması" gelişme ekseni kapsamında 26 İstatistikî Bölge Birimi’nden sosyo ekonomik gelişmişlik sıralamasına göre en alt sıralardaki 12 Bölge seçilmiş. Bu bölgelerin AB fonlarından bölgesel programlar aracılığıyla faydalanması öngörülüyor.

 

Kimler yararlanabilir?

 

 Fonlar birçok kesimin ilgisini çekiyor.  Sivil Toplum Kuruluşları’ndan derneklere, firmalardan yerel yönetimlere kadar herkes proje oluşturarak fonlardan yararlanma gayretinde. AB fonlarından kimlerin yararlanabileceğini sıralayan Cevdet Yılmaz; kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, meslek örgütleri ve STK’lar, üniversiteler, araştırma enstitüleri gibi kuruluşların başvurabileceğini söylüyor. Ayrıca, AB-Türkiye Mali İşbirliği kapsamında ekonomik ve sosyal uyum alanında (özellikle Bölgesel Gelişme Programları kapsamında) yer alan hibe programlarından, yerel yönetimler, özel sektör ve STK’lar da faydalanabiliyorlar.

 

Proje AB standartlarında olmalı

 

Cevdet Yılmaz, AB'den sağlanan mali yardımların yeterli olmamakla birlikte Türkiye tarafından yeterince kullanılmadığını düşünüyor. Haksız da değil, Polonya, Bulgaristan, Estonya gibi ülkelerin projeleri milyonlarca euro’luk kaynağı değerlendiriyor.

 

 

Üstelik bu konuda giderek ustalaşıyorlar. Peki, Türkiye’nin eksikliği nerede? Yılmaz’a göre temel nokta “fonlarından yararlanmak isteyenlerin AB standartlarında proje üretmesi zorunluluğu”. Yılmaz, AB standartlarında proje üretilmesinin ülkelerin proje üretme kapasitesi ve yeterliliğine bağlı olduğunu belirtiyor.

 

Bilinçlendirmede gaza basıldı

 

Diğer aday ülkelerde olduğu gibi AB’nin Türkiye’ye tahsis ettiği mali kaynaklar önümüzdeki dönem artacak. Bu süreçte Türkiye’nin AB standartlarında proje üretme kapasitesi de yükseltilmeli. Cevdet Yılmaz, bunun için önemli çalışmalar yapacaklarını ve Bölgesel Programlar kapsamında tarafları bigilendirmeye devam edeceklerini belirtiyor.

 

Öte yandan diğer kurumlar da proje üretme kapasitemizin artırılmasını destekliyorlar.Mesela Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, AB tarafından finanse edilen “Avrupa Entegrasyonu Sürecinin Güçlendirilmesi İçin Destek Faaliyetleri Projesi“ ile Türkiye’ye teknik yardım sağlıyor. Projenin parçası olarak kurum ve kuruluşlara proje döngüsü eğitimi veriliyor. Ayrıca mali işbirliği çerçevesinde proje hazırlayan kurumlara “proje fişi hazırlanması” için uzman desteği sağlanıyor.

 

Mevcut kapasiteyi geliştirmeye yönelik diğer önemli bir faaliyet, DPT tarafından hazırlanan ve 2004 mali işbirliği programlamasında kabul edilen 2.5 milyon euro bütçeli Ön Ulusal Kalkınma Planının Uygulanması Projesi kapsamında yürütülecek. Cevdet Yılmaz, 2005 yılı içerisinde uygulamaya başlanacak proje kapsamında, proje hazırlama kapasitesini artırmak için merkezi, bölgesel ve yerel otoritelere teknik destek sağlanacağını kaydediyor.

 

Yılmaz’ın dikkat çektiği nokta şu: “Kurum ve kuruluşlara proje hazırlama süreçlerinde sağlanan teknik yardım ve bu süreçte kurumların kazandığı tecrübe her alanda proje hazırlama kapasitelerini artırıyor”. Yani, AB’ye yönelik artan proje hazırlama kapasitesi ve sistematik çalışma anlayışı doğal olarak ulusal bütçe kaynaklarımızın kullanımı için de sağlıklı bir altyapı oluşumuna hizmet ediyor.

 

Yatırımcılar hangi alanlara yönelmeli?

 

Yaratıcı, yenilikçi girişimci potansiyelimizin DPT’nin vizyonunda öne çıkartılmış ihtiyaçlar açısından hangi alanlara yönelmeleri gerektiğini soruyoruz.  Cevdet Yılmaz şöyle yanıtlıyor: “İstihdamı ve gelir getirici faaliyetleri artırıcı her türlü yatırım diyebiliriz. Sadece imalat sanayinde değil, hizmet sektörlerinde ve kırsal kalkınmaya dönük alanlardada işletmecilik ihtiyacı bulunuyor. Burada önemli olan, merkezden proje fikirlerinin belirlenmesi yerine insanımıza yatırım yapılması, gerekli bilgilendirme ve tanıtımın sağlanması ve sürece aktif katılımın teşvik edilmesidir”.

 

Gelecek yenilikçi insiyatiflerin oluşumunda yöresel farklılıkların son derece önemli olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam ediyor: “Her yöre kendi rekabet üstünlüğünü ortak akılla tarif edebilmeli ve bu üstünlüğü esas alan projeler geliştirmeli. Geliştirilecek bu projelerin sürdürülebilir olması da buna bağlı. Ülkemizde girişim gücünün hiç de küçümsenemeyecek bir düzeyde olduğuna inanıyorum. Yapılması gereken bu girişimcilerimize objektif ve rekabetçi şartlarda finansman destekleri sağlamak”.

 

Kaynak 1 milyar 50 milyon euro

 

Türkiye’ye  2004-2006 döneminde toplam 1 milyar 50 milyon Euro mali yardım yapılacağı taahhüt ediliyor. Ülkemize 2004 yılında 250 milyon Euro, 2005 yılında 300 milyon Euro ve 2006 yılında 500 milyon Euro hibe niteliğinde mali yardım sağlanması öngörülüyor.

 

Bunların nasıl değerlendirileceğine gelince... Cevdet Yılmaz, AB’den sağlanan mali yardımların 2/3’ünün AB müktesebatının üstlenilmesine ilişkin oluşturulacak projelere, geri kalan 1/3’ünün ise Ön Ulusal Kalkınma Planı çerçevesinde ekonomik ve sosyal uyum amaçlı projelerin finansmanında kullandırılacağını söylüyor.

 

KOBİ’lerin faydalanabileceği kaynağa ilişkin görüşleri şöyle: “Hali hazırda AB’den sağlanan mali yardım miktarı ve bundan ekonomik ve sosyal uyum amacıyla reel kesime ayrılan pay düşük olmakla birlikte, 2007 ve sonrasında AB’den sağlanacak mali yardımlardan başta KOBİ’ler olmak üzere ekonomik ve sosyal uyuma ayrılacak miktarın önemli oranda artmasını bekliyoruz.

 

Böylece başta küçük işletmeler olmak üzere KOBİ’lerin finansman açısından desteklenmesi konusunda AB hibelerinden önemli oranda faydalanabileceğimizi söyleyebilirim”.

 

Fonlardan yararlanmak için hangi hususlara dikkat edilmesi gerekiyor?

 

Özel sektörün proje hazırlayarak doğrudan AB fonlarından faydalanması, AB destekli bölgesel kalkınma programları kapsamında uygulanan hibe programları aracılığıyla KOBİ’ler tarafından hazırlanacak projelere finansman desteği sağlanmasıyla mümkün. Finansman desteği sağlanacak projeler, teklif çağrıları sonucunda yarışma usullerine uygun olarak seçiliyor.

 

 Ön Ulusal Kalkınma Planı kapsamında belirlenen 12 Düzey 2 bölgesine yönelik olarak bölgesel kalkınma programları tasarlanıyor ve uygulamaya konuluyor. Cevdet Yılmaz, bunun için  finansman anlaşmasının imzalandığı bilgisini veriyor.

 

Bölgesel Kalkınma Programları; TRB2 (Bitlis, Hakkari, Muş, Van) Doğu Anadolu Kalkınma Programı  ve  TR82 (Çankırı, Kastamonu, Sinop), TR83 (Amasya, Çorum, Samsun, Tokat), TRA1 (Bayburt, Erzincan, Erzurum)  Bölgeleri Kalkınma Programları.

 

Diğer taraftan  TRA2 ( Ağrı, Ardahan,  Iğdır, Kars), TRB1 ( Bingöl, Elazığ ,Malatya, Tunceli), TR52 (Karaman, Konya) ve TR72 (Kayseri, Sivas, Yozgat)  Bölgeleri Kalkınma Programı’nın hazırlık çalışmaları sürdürülürken, finansman onayı bekleniyor.

 

Cevdet Yılmaz, bu kapsamda KOBİ’lerin hazırlayacağı projelerin Düzey 2 bölgelerinden birinde bulunması gerektiğini belirtiyor. Bu bölgelerle ilgili hazırlanan her programa yönelik özel başvuru koşulları, yayınlanacak olan hibe başvuru rehberlerinde ayrıntılı şekilde yer alacak. Daha detaylı bilgiye  www.dpt.gov.tr/bgyu sayfasından ulaşmak mümkün.

 

Prensip olarak, KOBİ’lerin Düzey 2 bölgeleri kapsamındaki illerde resmi kayıtlı olmaları ve şirket merkezinin veya en azından tesislerinin hedef bölge içerisinde bulunması gerekiyor. Açıkça tarif edilecek istisnalar dışında, tüm sektörlerdeki KOBİ’lerin yatırımları bu hibelerden yararlanabiliyor.

 

Başvuru kılavuzunda belirtilen şartlara uygun olarak hazırlanan projelerden yarışma usulüne göre seçilen başarılı projeler hibe ile destekleniyor.

 

Bir proje için verilebilen azami hibe tutarı  AB hibe prosedürlerini açıklayan rehberde belirtildiği üzere 100 bin euro. Hibe almaya hak kazanan KOBİ’lerin % 50 oranında eş finansman sağlaması gerekiyor.