Süreç geçmişte başladı, gelişiyor, ama biz hala gerçek
bilgisinden uzaktayız.
Karşımızda bir muamma gibi duruyor AB fonları. Toplum olarak
bunları en verimli şekilde değerlendirmeyi öğrenmeliyiz. AB
fonlarından sorumlu kurumlar, toplumu bilinçlendirme
çalışmalarına hız verdiler.
Avrupa Birliği
Katılım Öncesi Maddi Yardım Programı kapsamında Türkiye’ye
2004-2006 döneminde 1 milyar 50 milyon euro’luk mali kaynak ayırdı.
Yararlanmanın
yolu, Ulusal Program ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT)
hazırladığı Ön Ulusal Kalkınma Programı kapsamında belirtilen
öncelikler doğrultusunda proje hazırlamaktan geçiyor.
Tabii ki,
hazırlanan projenin AB standartlarında olması şartıyla.
Fonlar konusunda
en yetkili kişilerden biri olan DPT Avrupa Birliği Genel Müdürü
Cevdet Yılmaz’dan detayları öğrendik. DPT’nin sorumluluğundaki
fonları yöneten Yılmaz, okurlarımızın merak ettiği bazı konulara
açıklık getirdi.
Örneğin
“Hangi projelerin AB fonlarından faydalanma şansı yüksek?” sorusuna.
Yılmaz, mevzuat
veya ekonomik ve sosyal uyum alanında ülkemizi AB’ye doğrudan
yakınlaştırmayı hedefleyen projelerin AB fonlarından finansman
bulacağını belirtti. Verdiği bilgiye göre, AB kuralları gereğince
yapılan uygulamada Türkiye’ye sağlanan katılım öncesi mali
yardımların 2/3'ü Ulusal Program öncelikleri doğrultusunda siyasi
kriterler ve AB müktesebatına uyum amacıyla kullanılıyor. Geri kalan
1/3'ü ise Ön Ulusal Kalkınma Planı’ndaki öncelikler doğrultusunda
ekonomik ve sosyal uyuma yönelik kullanılıyor.
Öncelik “Ön Ulusal Kalkınma Planı”nda
DPT’nin
hazırladığı ve 2004-2006 dönemini kapsayan “Ön Ulusal Kalkınma
Planı”, bölgeler arasında ve Türkiye-AB arasındaki gelişmişlik
farklarının azaltılmasına yönelik stratejiyi içeriyor. Planda AB'den
sağlanacak mali kaynakların kullandırılmasında dikkate alınması
zorunlu 4 gelişme ekseni belirlenmiş. 2004-2006 dönemi için AB'den
sağlanacak 1.050 milyon euro tutarındaki mali kaynağın yaklaşık 370
milyon euro’su bu gelişme ekseninde belirtilen önceliklere yönelik
projelerin finansmanında kullandırılacak.
Cevdet Yılmaz,
üçü sektörel, biri bölgesel olan gelişme eksenlerinin Türkiye'nin
önceliklerini ve hedeflerini ortaya koyduğunu kaydediyor. Sektörel
gelişme eksenleri şöyle:
1."İşletmelerin
Rekabet Gücünün Artırılması"
2. "İnsan
Kaynaklarının Geliştirilmesi ve İstihdamın Artırılması"
3. "Altyapı
Hizmetlerinin İyileştirilmesi ve Çevrenin Korunması"
Bölgesel gelişme
ekseni ise,
4. "Bölgelerin
Ekonomik Gücünün Artırılması, Bölgeler Arasındaki Gelişmişlik
Farklarının Azaltılması ve Kırsal Kalkınmanın Hızlandırılması"
Cevdet Yılmaz, AB
mali yardımlarının bu projelerin finansmanında kullandırıldığını
belirtiyor.
Ön Ulusal
Kalkınma Planı’ndaki "Bölgelerin Ekonomik Gücünün Artırılması,
Bölgeler Arasındaki Gelişmişlik Farklarının Azaltılması ve Kırsal
Kalkınmanın Hızlandırılması" gelişme ekseni kapsamında 26
İstatistikî Bölge Birimi’nden sosyo ekonomik gelişmişlik
sıralamasına göre en alt sıralardaki 12 Bölge seçilmiş. Bu
bölgelerin AB fonlarından bölgesel programlar aracılığıyla
faydalanması öngörülüyor.
Kimler yararlanabilir?
Fonlar birçok
kesimin ilgisini çekiyor. Sivil Toplum Kuruluşları’ndan derneklere,
firmalardan yerel yönetimlere kadar herkes proje oluşturarak
fonlardan yararlanma gayretinde. AB fonlarından kimlerin
yararlanabileceğini sıralayan Cevdet Yılmaz; kamu kurum ve
kuruluşları, yerel yönetimler, meslek örgütleri ve STK’lar,
üniversiteler, araştırma enstitüleri gibi kuruluşların
başvurabileceğini söylüyor. Ayrıca, AB-Türkiye Mali İşbirliği
kapsamında ekonomik ve sosyal uyum alanında (özellikle Bölgesel
Gelişme Programları kapsamında) yer alan hibe programlarından, yerel
yönetimler, özel sektör ve STK’lar da faydalanabiliyorlar.
Proje AB standartlarında olmalı
Cevdet Yılmaz,
AB'den sağlanan mali yardımların yeterli olmamakla birlikte Türkiye
tarafından yeterince kullanılmadığını düşünüyor. Haksız da değil,
Polonya, Bulgaristan, Estonya gibi ülkelerin projeleri milyonlarca
euro’luk kaynağı değerlendiriyor.
Üstelik bu konuda
giderek ustalaşıyorlar. Peki, Türkiye’nin eksikliği nerede? Yılmaz’a
göre temel nokta “fonlarından yararlanmak isteyenlerin AB
standartlarında proje üretmesi zorunluluğu”. Yılmaz, AB
standartlarında proje üretilmesinin ülkelerin proje üretme
kapasitesi ve yeterliliğine bağlı olduğunu belirtiyor.
Bilinçlendirmede gaza basıldı
Diğer aday
ülkelerde olduğu gibi AB’nin Türkiye’ye tahsis ettiği mali kaynaklar
önümüzdeki dönem artacak. Bu süreçte Türkiye’nin AB standartlarında
proje üretme kapasitesi de yükseltilmeli. Cevdet Yılmaz, bunun için
önemli çalışmalar yapacaklarını ve Bölgesel Programlar kapsamında
tarafları bigilendirmeye devam edeceklerini belirtiyor.
Öte yandan diğer
kurumlar da proje üretme kapasitemizin artırılmasını
destekliyorlar.Mesela Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, AB
tarafından finanse edilen “Avrupa Entegrasyonu Sürecinin
Güçlendirilmesi İçin Destek Faaliyetleri Projesi“ ile Türkiye’ye
teknik yardım sağlıyor. Projenin parçası olarak kurum ve kuruluşlara
proje döngüsü eğitimi veriliyor. Ayrıca mali işbirliği çerçevesinde
proje hazırlayan kurumlara “proje fişi hazırlanması” için uzman
desteği sağlanıyor.
Mevcut kapasiteyi
geliştirmeye yönelik diğer önemli bir faaliyet, DPT tarafından
hazırlanan ve 2004 mali işbirliği programlamasında kabul edilen 2.5
milyon euro bütçeli Ön Ulusal Kalkınma Planının Uygulanması Projesi
kapsamında yürütülecek. Cevdet Yılmaz, 2005 yılı içerisinde
uygulamaya başlanacak proje kapsamında, proje hazırlama kapasitesini
artırmak için merkezi, bölgesel ve yerel otoritelere teknik destek
sağlanacağını kaydediyor.
Yılmaz’ın dikkat
çektiği nokta şu: “Kurum ve kuruluşlara proje hazırlama süreçlerinde
sağlanan teknik yardım ve bu süreçte kurumların kazandığı tecrübe
her alanda proje hazırlama kapasitelerini artırıyor”. Yani, AB’ye
yönelik artan proje hazırlama kapasitesi ve sistematik çalışma
anlayışı doğal olarak ulusal bütçe kaynaklarımızın kullanımı için de
sağlıklı bir altyapı oluşumuna hizmet ediyor.
Yatırımcılar hangi alanlara yönelmeli?
Yaratıcı,
yenilikçi girişimci potansiyelimizin DPT’nin vizyonunda öne
çıkartılmış ihtiyaçlar açısından hangi alanlara yönelmeleri
gerektiğini soruyoruz. Cevdet Yılmaz şöyle yanıtlıyor: “İstihdamı
ve gelir getirici faaliyetleri artırıcı her türlü yatırım
diyebiliriz. Sadece imalat sanayinde değil, hizmet sektörlerinde ve
kırsal kalkınmaya dönük alanlardada işletmecilik ihtiyacı bulunuyor.
Burada önemli olan, merkezden proje fikirlerinin belirlenmesi yerine
insanımıza yatırım yapılması, gerekli bilgilendirme ve tanıtımın
sağlanması ve sürece aktif katılımın teşvik edilmesidir”.
Gelecek yenilikçi
insiyatiflerin oluşumunda yöresel farklılıkların son derece önemli
olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam ediyor: “Her yöre kendi
rekabet üstünlüğünü ortak akılla tarif edebilmeli ve bu üstünlüğü
esas alan projeler geliştirmeli. Geliştirilecek bu projelerin
sürdürülebilir olması da buna bağlı. Ülkemizde girişim gücünün hiç
de küçümsenemeyecek bir düzeyde olduğuna inanıyorum. Yapılması
gereken bu girişimcilerimize objektif ve rekabetçi şartlarda
finansman destekleri sağlamak”.
Kaynak 1 milyar 50 milyon euro
Türkiye’ye
2004-2006 döneminde toplam 1 milyar 50 milyon Euro mali yardım
yapılacağı taahhüt ediliyor. Ülkemize 2004 yılında 250 milyon Euro,
2005 yılında 300 milyon Euro ve 2006 yılında 500 milyon Euro hibe
niteliğinde mali yardım sağlanması öngörülüyor.
Bunların nasıl
değerlendirileceğine gelince... Cevdet Yılmaz, AB’den sağlanan mali
yardımların 2/3’ünün AB müktesebatının üstlenilmesine ilişkin
oluşturulacak projelere, geri kalan 1/3’ünün ise Ön Ulusal Kalkınma
Planı çerçevesinde ekonomik ve sosyal uyum amaçlı projelerin
finansmanında kullandırılacağını söylüyor.
KOBİ’lerin
faydalanabileceği kaynağa ilişkin görüşleri şöyle: “Hali hazırda
AB’den sağlanan mali yardım miktarı ve bundan ekonomik ve sosyal
uyum amacıyla reel kesime ayrılan pay düşük olmakla birlikte, 2007
ve sonrasında AB’den sağlanacak mali yardımlardan başta KOBİ’ler
olmak üzere ekonomik ve sosyal uyuma ayrılacak miktarın önemli
oranda artmasını bekliyoruz.
Böylece başta
küçük işletmeler olmak üzere KOBİ’lerin finansman açısından
desteklenmesi konusunda AB hibelerinden önemli oranda
faydalanabileceğimizi söyleyebilirim”.
Fonlardan yararlanmak için hangi hususlara
dikkat edilmesi gerekiyor?
Özel sektörün
proje hazırlayarak doğrudan AB fonlarından faydalanması, AB destekli
bölgesel kalkınma programları kapsamında uygulanan hibe programları
aracılığıyla KOBİ’ler tarafından hazırlanacak projelere finansman
desteği sağlanmasıyla mümkün. Finansman desteği sağlanacak projeler,
teklif çağrıları sonucunda yarışma usullerine uygun olarak
seçiliyor.
Ön Ulusal
Kalkınma Planı kapsamında belirlenen 12 Düzey 2 bölgesine yönelik
olarak bölgesel kalkınma programları tasarlanıyor ve uygulamaya
konuluyor. Cevdet Yılmaz, bunun için finansman anlaşmasının
imzalandığı bilgisini veriyor.
Bölgesel Kalkınma
Programları; TRB2 (Bitlis, Hakkari, Muş, Van) Doğu Anadolu Kalkınma
Programı ve TR82 (Çankırı, Kastamonu, Sinop), TR83 (Amasya, Çorum,
Samsun, Tokat), TRA1 (Bayburt, Erzincan, Erzurum) Bölgeleri
Kalkınma Programları.
Diğer taraftan
TRA2 ( Ağrı, Ardahan, Iğdır, Kars), TRB1 ( Bingöl, Elazığ ,Malatya,
Tunceli), TR52 (Karaman, Konya) ve TR72 (Kayseri, Sivas, Yozgat)
Bölgeleri Kalkınma Programı’nın hazırlık çalışmaları sürdürülürken,
finansman onayı bekleniyor.
Cevdet Yılmaz, bu
kapsamda KOBİ’lerin hazırlayacağı projelerin Düzey 2 bölgelerinden
birinde bulunması gerektiğini belirtiyor. Bu bölgelerle ilgili
hazırlanan her programa yönelik özel başvuru koşulları, yayınlanacak
olan hibe başvuru rehberlerinde ayrıntılı şekilde yer alacak. Daha
detaylı bilgiye www.dpt.gov.tr/bgyu sayfasından ulaşmak mümkün.
Prensip olarak,
KOBİ’lerin Düzey 2 bölgeleri kapsamındaki illerde resmi kayıtlı
olmaları ve şirket merkezinin veya en azından tesislerinin hedef
bölge içerisinde bulunması gerekiyor. Açıkça tarif edilecek
istisnalar dışında, tüm sektörlerdeki KOBİ’lerin yatırımları bu
hibelerden yararlanabiliyor.
Başvuru
kılavuzunda belirtilen şartlara uygun olarak hazırlanan projelerden
yarışma usulüne göre seçilen başarılı projeler hibe ile
destekleniyor.
Bir proje için
verilebilen azami hibe tutarı AB hibe prosedürlerini açıklayan
rehberde belirtildiği üzere 100 bin euro. Hibe almaya hak kazanan
KOBİ’lerin % 50 oranında eş finansman sağlaması gerekiyor.
|
|