İyi insan olmanın yolu, birçok kritere bağlıdır.
Destekleyici olmak, yardımsever olmak, kimseye kötülük
yapmamak, vs. Kriterleri çoğaltmak mümkün. Bu kirterlerin
hepsine uyabilmek aslında çok zor. Çünkü birde bu kriterleri
oluşturan durumlara bakmak gerekir. Hikaye meşhur,
“Ormanlar kralı bütün hayvanları toplantıya çağırmış, hepsi
gelmiş ama kanarya yok. Gidin çağırın demiş. Haber görevlisi
maymun cevaplamış, “ Çağırdım Sayın Aslan ama gelmiyorum
dedi. Aslan yine sormuş, bu cevabı verirken yanında kimse
varmıydı ? Evet sayın kral dişisi yanında idi.”
Hikayenin sonunda ne olduğu mühim değil, ama acaba erkek
kanarya dişisi yanında olmasaydı böyle davranırmıydı ?
İyi insan olmak, içinde bulunulan duruma göre değil, her
şart altında iyi olmayı gerektirir. Bunu yapabilmek
söylendiği kadar kolay değil. İnsanın, çileden çıktığı
durumlar da oluyor tabii ki. Bu güçlüğü aşmanın tek yolu
var. Düşüncelerimizi de pozitif hale getirip, iyi insan
olmanın ilk basmağını, sağlam temele oturtmak.
Düşüncelerimizi, sağlam temellere oturtmaya başladığımızdan,
bir süre sonra, fikirlerimizin de hep pozitif yönde olmaya
başladığını görürüz. Beynin içinde hiçbir zaman yer
bulamayan, kötü düşünceler, akla kısa bir an için gelse
bile; iyi düşünceler, onların fikir haline gelmesine müsade
etmeyecektir. Dolayısı ile kendisini iyi düşünmeye şartlayan
beyin, düşünceyi sözlere dönüştürmeden önce fikir
süzgecinden geçirecektir. Fikirler de kişilik yapımızın
ikinci basamağıdır.
İnsan, beyninin içinde kötü düşünce taşımadığı müddetçe,
sözleri de konuşması da güzel olacaktır. Ağzından kötü söz
çıkmayacaktır. Çünkü düşünce ve fikri yapısı, buna müsaade
etmez. Güzel şeyler düşünen insanın ağzından kötü bir söz
çıkması beynin irade sistemi yapısına aykırıdır.
Sürekli düzgün konuşan, iyi şeylerden bahseden insanın
davranışları da (eylem) pozitif olacaktır. Bırakın sadece
söz safhasını, vücud dilinizde, bu düşünce ve fikirlere,
uygun hareketler içinde olacaktır. Ağzından sevgi sözcüğü
çıkan bir insanın, karşısındaki insana, sinirden kıpkırmızı
olmuş gözlerle bakması, mümkün değildir. Bu küçük örnekleri
çoğlatmak mümkün tabii. Bu paragraftaki son cümleyi
söyleyelim. Fikirlerimiz ile hareketlerimiz birbirini
doğrular durumdadır. Vucüd dili sürekli farklı şeyler
söyleyen insanın, fikirlerinden de şüphe ederiz.
Eylemlerimiz, ise bizim karekterimizin parçasıdır. Eylemler
bütünü, kişiliğimizi oluşturur. Eylemleri hep farklı yönde
olan bir insanın, ben aksi yönde bir karaktere sahibim
demesi inandırıcı değildir.
O zaman dönelim yazımızın başına. İyi insan olmak için işe,
düşünce yapımızdan başlamamız lazımdır. Bu, bizim
fikirlerimizi, fikirlerimiz de sözlerimizi, etkileyecektir.
Etkilenen sözler, eylemlerimize, (davranışlarımıza)
yansıyacaktır. Eylemlerimiz ise kişiliğimizin
(karekterimizin) parçasıdır. Kişilik eylem bütünlüğünden
oluşur.
“İnsanın sözü neyse özü odur.” “Bir insanın fikri neyse
zikri de odur”. sözlerini hatırlatıp kısa bir fıkra ile
bağlayalım...
Yabancısı olduğu şehre ilk defa gelen adam aradığı yeri
bulmak için karşılaştığı molla’ya adresi sormuş;
- Soldaki medreseyi geç, sağa dön, solda hacılar mescidi
var, oradan sağa dön, 500 metre kadar git, kuran kursunun
tam karşısında..
Bizim yabancı tarife göre bir müddet gittikten sonra yolu
gene şaşırmış ve gelen ilk adamı durdurup sormuş. Ayakta zor
duran adam başlamış tarif etmeğe,
- Agop’un meyhanesini görüyorsun ya orayı geç, solda madamın
evi var onun önünden doğru git...
Hepinize sevgi ve esenlik dolu günler dilerim. |
|