Halı-kilim
sanatından söz etmeden önce onun ham maddesinin elde edilmesini
sağlayan koyun ve onun ortaya çıkmasını sağlayan sosyal şartlardan
söz etmek daha yerinde olacaktır. Çünkü halı-kilim sanatı ile
koyunun ehlileştirilmesi, göçebe hayatın şartlarından dolayı
çadırların içinin döşenmesi ve çadır için gereken keçenin elde
edilmesi arasında yakın bir ilişki vardır.
Tarihçelere göre Altay bölgesindeki bir yer adından dolayı
“Afanasyevo kültürü” denilen kültür alanında, ilk kez at
ehlileştirilmiş olup bu bölgede yaşayan insanların da Hunlar olduğu
belirtilmiştir. “Hayvan yetiştiren atlı göçebelerin, göç ederken,
yük taşıyan hayvanlarca taşınabilecek, kolay nakledilebilen
çadırlara ve çadır eşyalarına ihtiyaç vardı. Çadırların tanziminde
Avrupa üslubunda mobilyalar tanınmıyordu. Böylece çadırların
tanziminde en önemli rolü halılar oynuyordu. İstep kuşağının en
karakteristik göçebe kavimleri Türk kavimleri olduğu için, halı
yapımı ve yayımı bakımından oynadıkları rolün en büyük olduğu
yolundaki düşünceler de tabidir. Türkler koyunların yünlerinden
keçeler yapmışlar ve koç başlarını da keçelerine,
kilimlerine-halılarına vb damga olarak işlemişlerdir
Yukarıda kısaca değinilen Afanasyevo kültürünün merkezini teşkil
eden Bateney kasabası dolayındaki bir kurganda süs eşyalarının
yanında koyun ve at gibi hayvanların kalıntılarına rastlanmıştır.
Bilindiği üzere at Türkler’de binek hayvanı olmanın yanında en
önemli kurban hayvanları arasında da yerini alır. Mesela eski
Türkler'in gökyüzü için at, toprak için de koç kurban ettikleri
bilinmektedir. Hâlâ Kazakistan’da en önemli kurban hayvanı at olduğu
gibi, onun eti koyun, sığır, deve gibi hayvanlara göre daha da
pahalıdır.
Bilimsel anlamda, MÖ. 5-4. yüzyıllara tarihlenen en eski Düğümlü
Halı örneği, Rus bilgini S.I. Rudenko'nun 1949 da yönettiği Altay
kazıları sırasında, iskit kurganlarında bulunmuştu. Pazirik Halısı
diye bilinen, 200x189 cm. boyutunda, cm2. de 36 Düğüm sıklığında ve
yün'den dokunmuş olan Halı, bugün Leningrad, Hermitage Müzesindedir.
Dünyada bulunan ilk halı örneği Pazırık halısı olduğuna göre,
halı-kilim konusunda bilgi sahibi olmak için ilk önce Pazırık
halısıyla ilgili konuda bilgi sahibi olmanın yararı vardır. Pazırık
yaylası Balıklı Göl yakınlarında Yan Ulagan ırmağı kıyısındadır.
Buradaki kurganların birinde çıkarılan ve dünyanın bilinen ilk
halısı olarak kabul edilen halı üzerindeki pars damgası ile at, eyer
ve pantolonlu süvari resimleri günümüze kadar bozulmadan
kalabilmişlerdir. Pars, Kazakistan’ın eski başkenti Almatı’nın ve
Tataristan’ın devlet damgasıdır. Ancak Rudenko, Pazırık’daki
incelemeleri sonucunda şu satırları yazmıştır: “Her halde bu mezar
Türk veya Moğol ırkına ait değil, aryani ırktan olan İskitlerindir".
Yani bu halının İran’lılara ait olduğunu vurgulamıştır. Fakat
İskitlerin "aryani" bir ırktan olmadıkları, en azından kımız
içmelerinden, domuzu topraklarında barındırmamalarından, at kurban
etmelerinden ve ölüm ile mezar törenlerinden anlamak mümkündür.
Mesela kımızı Türkler ve Moğollar’dan başka bir kavmin içmediği ve
İskitlerin Türk olduğu, en azından Türklerin sosyo-kültürel çevresi
içinde olduklarına dair eserler aksi görüşteki eserlerden hem daha
çok, hem de bu doğrultudaki bilgiler daha tutarlıdırlar. Ayrıca
Pazırık harfiyatında açılan mezardaki defin, ayin ve merasimlerini
gösteren bütün eserler ancak Türklerin defin, ayin ve merasimlerine
ait anane ve adetleriyle izah olunmaktadır. Harfiyattan çıkarılan
bütün eserler Türkler’in Orta Asya ve Altay’da inkişaf ettirdikleri
kültürün mahsulleridirler”.
1906-1908 yılları arasında, Orta Asya'nın Turfan bölgesindeki mezar
araştırmalarında, M.S. 5-6. yüzyıllara ait Düğümlü Halı parçaları
bulunmuşsa da, bu örnekler Pazirik Halısı'ndan daha kaba ve
seyrektir. (cm2. de 5 Düğüm) Bu düğümlü dokuma parçaları 2.Dünya
Savaşı sırasında, Berlin'de yok olmuşlardır.
Anadoluda bulunmuş en eski Halı örnekleri 12. ve 13. yy'a ait olduğu
bilinen Halılar, Anadolu Selçukluları'ndan günümüze kalanlardır.
1905 yılında, Loytved tarafından, Konya Alaeddin Camisi'nde bulunan
sekiz, 1929 yılında, Riefstahl tarafından, Beyşehir Eşrefoğlu
Camisi'nde bulunan üç Halının, bir bölümü İstanbul Türk ve islam
Eserleri Müzesi ile Konya Mevlana Müzesi'nde
sergilenmektedir.Anadolu Selçuklu dönemi Halı örneklerine, 1936
yılında Fustat (Eski Kahire) Kazılarında rastlanır. Parçalar
halindeki bu Halılardan, yedi örnek Stockholm de sergilenmektedir.
Vambery 1863 yılında Hive, Tahran, Buhara gibi bölgelerde yaptığı
seyahatler hakkında bilgiler verirken halı ve keçe imalatının
Türkmenler tarafından yapıldığını zikrederek nakışların işlenişini
şöyle anlatır: “Bir kadın dokunulması istenen nakışların örneklerini
kum üzerine parça parça çizer, işçilerde bu örneğe bakarak halıyı
dokurlar". Halı sanatının doğduğu coğrafya Türklerin yaşadığı
alanlardır. Halı hakkında yapılan yüzyıla yaklaşan çalışmaların halı
sanatının bütün dünyaya Türkler tarafından tanıtıldığını ortaya
koymaktadır. Pazırık halısından önce bulunan ve VI. yy. ait olan
halı da Doğu Türkistan’da bulunmuştur. İslam ülkelerine ise halı,
Selçuklular tarafından tanıtılmıştır. Pazırık’da bulunan düğümlü
halı da bilim adamları tarafından “Türk Düğümü" olarak bilinen
"Gördes Düğümü” ile dokunmuştur. Ayrıca düğümlü halı tekniği ilk
defa İç Asya’da kullanılmıştır. Bu nedenle bazı eserlerde düğümlü
halıların Türk tarihiyle yakın ilgisi olduğu belirtilir. Sanat
tarihçilerinin belirttiğine göre, "İran Düğümü" “asimetrik” Türk
düğümü ise “simetrik” tir. Dolayısıyla Pazırık halısındaki
düğümlerin de simetrik olması, bu halının Türk halısı olduğunın
göstergesidir. Ayrıca Pazırık halısında ve günümüzdeki Türk
cumhuriyetlerinde dokunan halı-kilimlerdeki hakim unsur hayvan
damgalarıdır. Hayvan damgası ise konunun uzmanları olan Menghin,
Kopper, Grousset, Rasonyi, Barovka’ya gibi tarihçilere göre “göçebe
kültür” alanından kaynaklanmış tır. Bu kültür çevresinin merkezini
ise Hakas, Tuva ve Altay özerk cumhuriyetleri’nin olduğu coğrafya
teşkil etmektedir.
Halının değerini ne sıklıkta dokunduğu yani cm2 kaç düğüm olduğu
belirler. Halıcılıkta, teknik yönden cm2’deki düğüm sayısının
artması, sonuçta dokunup bitirilen halının görüntüsü yönünden çok
önemli bir etkendir. Çünkü bu özellik, bir başkan yanıyla, halı
üzerinde biçimlendirilen motifleri çok daha fazla sayıda düğümlerle
yapabilmek demektir. Böyle bir teknik, dokuma işini çok zorlaştırır
ve süresini uzatır. Ama buna karşılık, dokunacak halının
motiflerinin çok ince noktalarına kadar olağanüstü bir incelikte
detaylandırılarak tamamlanması anlamına gelir
Ülkemizde, El Halıları Desimetre karedeki Düğüm sıklıklarına göre,
Türk Standartları Enstitüsü tarafından sınıflandırılması yapılmış ve
;10 cm2’ de
60x60 ile 40x50 sıklıktaki Halılar ince
40x40 ile 30x50 sıklıktaki Halılar Orta
30x30 ile 20x20 sıklıktaki Halılar Kaba diye değerlendirilmiştir.
Günümüzde dünyadaki en değerli halı, Hareke’de dokunan ipek
halıdır.İpek Hereke halılarında santimetre karede ortalama 100 düğüm
bulunur. Çok ince ve çok değerli olan bazı halılarda 1 santimetre
karedeki düğüm sayısı 400'ü geçmektedir.
Ayrıca Hereke halıcılığı geleneğinin en önde gelen yanı, dokuma
tekniği yönünden taşımakta olduğu olağanüstü özellikleridir.
Anadolu,çağlar boyu türlü uygarlıkları bağrında yaşatmış,herbiri de
değişik izler ve zengin bir kültür bırakmıştır. Ardında bu birikimli
mirasa sahip olan Türkler de ellerindeki değerlere yenilerini
eklemişler ve bugün hayranlık uyandıran elsanatı ürünlerimizi
yaratmışlardır. Yemenilerde,çarpanalarda,halı,kilim ve diğer
dokumalarda Anadolu insanının yaşam öyküsünü bulursunuz. Bir halı
yada kilime baktığınızda üzerindeki renkler ve motifler birşeyler
anlatmak ister gibidir. Neşesini, hüznünü, derdini,sevincini düğüm
düğüm, renk renk sergiler Anadolu insanı.Üzüntülü günlerde yakılan
ağıtlar, neşeli kahkahalar yada gelecek günlerden beklentiler
gizlenmiştir düğümlerin arasına. Motiflerin, renklerin çekiciliğine
dalar, kaybolur gidersiniz o zengin dünyada ve bir yolculuğa
çıkarsınız Anadolu insanının yaşamında. Aşağıdaki motifler, Türk
insanının duygularının sanata yansıması ve yaratıcılığının.güzel
örnekleridir. Bunlar, Türk El Halıcılığında sıklıkla kullanılan
motiflerden sadece bir kaç örnektir.
Hayat
ağacı
motifi, sonsuzluğun sembolüdür. Bu motif, ölümsüzlüğü araştırmanın
ve ölümden sonra yaşam olduğu umudunun |
Koç
boynuzu,
halılarında üretkenlik, kahramanlık, güç ve erkeksiliğe alamettir.
Bununla birlikte bu simge, bunu dokuyan kişinin mutlu olduğunun ve
bunu açıkça belirttiğinin ifadesidir |
Elibelinde,
anneliğin, dişiliğin ve verimliliğin sembolüdür |
Bereket
Birlikte kullanılmış "elibelinde" ve "koç boynuzu" motifleri bir
erkek ve bir kadını belirtir. Bereket deseni, dişiyi gösteren iki
adet "elibelinde" motifi ve erkeği gösteren iki adet "koç boynuzu"
motifinden oluşur. Kompozisyonun ortasındaki göz motifi, aileyi kem
gözlere karşı koruması için kullanılmıştır. |
Pıtrak,
insanların giysilerine ve hayvanların tüylerine yapışan pamuksu bir
bitkidir. Onun, kem bakışları savuşturmaya gücünün yettiğine
inanılır. Diğer taraftan çiçeklerle dolu anlamında gelen "Pıtrak
gibi" deyimi, bu motifin bolluğun bir sembolü olarak un torbaları
üzerinde kullanılmasını açıklar. |
Göz,
Bazı insanları kötülüğe, zarara, şansızlığa ve hatta ölüme bile
sebep olan güçlü bakışları olduğuna inanılır. Göz motifleri, insan
gözünün kem bakışlara karşı en iyi koruyucu olduğu inancından dolayı
ortaya çıkarıldı. |
Hayat ağacı motifi,
sonsuzluğun sembolüdür. Bu motif, ölümsüzlüğü araştırmanın ve ölümden sonra
yaşam olduğu umudunun Koç boynuzu, halılarında üretkenlik, kahramanlık, güç
ve erkeksiliğe alamettir. Bununla birlikte bu simge, bunu dokuyan kişinin
mutlu olduğunun ve bunu açıkça belirttiğinin ifadesidir
Elibelinde, anneliğin, dişiliğin ve verimliliğin sembolüdür Bereket Birlikte
kullanılmış "elibelinde" ve "koç boynuzu" motifleri bir erkek ve bir kadını
belirtir. Bereket deseni, dişiyi gösteren iki adet "elibelinde" motifi ve
erkeği gösteren iki adet "koç boynuzu" motifinden oluşur. Kompozisyonun
ortasındaki göz motifi, aileyi kem gözlere karşı koruması için
kullanılmıştır.
Pıtrak, insanların giysilerine ve hayvanların tüylerine yapışan pamuksu bir
bitkidir. Onun, kem bakışları savuşturmaya gücünün yettiğine inanılır. Diğer
taraftan çiçeklerle dolu anlamında gelen "Pıtrak gibi" deyimi, bu motifin
bolluğun bir sembolü olarak un torbaları üzerinde kullanılmasını açıklar.
Göz, Bazı insanları kötülüğe, zarara, şansızlığa ve hatta ölüme bile sebep
olan güçlü bakışları olduğuna inanılır. Göz motifleri, insan gözünün kem
bakışlara karşı en iyi koruyucu olduğu inancından dolayı ortaya çıkarıldı.
Aşağıda da bazı halılar hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Yağcıbedir halılarının "Sındırgı Yağcıbedir" ve "Bergama Yağcıbedir"
olmak üzere iki çeşidi vardır.
Yüzyıllar önce iki ayrı kola ayrılan Yağcıbedir aşiretinin bir kısmı
Balıkesir Sındırgı yöresine göçmüş, bir kısmıda Bergama civarında kalmıştır.
Bergama-Dikili yakınlarındaki mazılı, yenice, kıroba, kocaoba, samanlık ve
çağlan, yağcıbedir aşireti köyleridir. Bu köylerde dokunan ve "Kız Bergama"
yada "Oba Namazlağası" diye bilinen halılar ile Sındırgı ve köylerinde
dokunan Yağcıbedir Halıları, motif ve kompozisyonlarında farklılıklar olsa
da kullanılan renkler açısından tamamen benzerlik gösterirler. Halılardaki
ana renkler koyu mavi ve kırmızıdır. Bunların yanında beyaz, kahverengi ve
kırmızının açık tonlarıda görülür. Eski örneklerde gördüğümüz, küçük
motiflerde kullanılarak halılara canlılık katan turuncu ve yeşil tonları,
günümüzde pek çok kullanılmaktadır. Sındırgı yağcıbedir halılarındaki koyu
mavi zemin üzerindeki geometrik formlar, yıldızlar çiçekler stilize edilmiş
kuş, kartal kanadı ve süleyman yıldızı diye adlandırılan çeşitli motifler
bulunur. Göbek ise beş yada yedi bantla çevrelenmiştir. Yağcıbedir
halılarının metrekaresinde 160.000 düğüm vardır.
Hereke, Bu halılarımızın üretim merkezi adından'da anlaşılacağı
üzereHereke'dir. Pamuk üzerine yün halı kombinasyonundaki en kaliteli
halıdır. cm2'sinde 7*7:49 veya 8*8:64 dokuma tekniği kullanılır. Tamamen
kimyasal boya ile boyanan yünlerden imal edilir.Desen kombinasyonu çok
zengindir. En fazla dokunan desenler 7 dağ çiçeği(istanbulun 7 tepe üzerine
kurulmasından) Karpuzlu motif, Bademli motif dir. Saraylarda kullanılan bir
halı olduğu için,ebatlar devamlı büyük olur. Kelle ve Taban ölçüleri en çok
rastlanabilecek ölçüleridir
Kayseri İpek: İpek üzerine İpek dokuma olup cm2'sinde 7*7:49 veya
8*8:64 dokuma tekniği ile dokutulmaktadır. %100 kimyasal boya teknikleri
uygulandığı için renk kombinasyonları çok fazladır. Desen tasarımları,
ANADOLUDA uygulanmış ve kullanılmış bütün desenleri içerdiği için cok
zengindir.En fazla dokunan desen Hayat Ağacı motiflerinden oluşur.
Desenlerin arasına cok kullanılmamakla beraber kuş motifleri yapılır.
Dokunması zor bir halı olduğu için üretimi cok kısıtlıdır.1m2'sinde 700.000
ile 1.000.000 düğüm bulunan bu Kayseri İpek halıları dış pazarlarda çok
büyük bir ilgi görmektedir.Üretimimizin %70 i İhracata dayanmaktadır.
Anadoluda uygulanmış bütün desenler kullanıldığı için çok zengindir
Milas: Batı Anadolu'nun en önemli dokuma merkezlerinden biridir
Burada dokunan halılara yöre adı verilmiş ve "Milas Halısı" olarak
adlandırılmıştır. Milas halıları dokunduğu köylere göre farklı özlellikler
göstermesine rağmen kompozisyon,renk armonisi ve kalite bakımından içeriği
aynıdır. Milas seccadeleri, gördes seccade şemalarını Bergama etkisiyle
devam ettirmektedir. Zemin koyu kırmızı, bordürler sarı ve yeşildir. Zemin
mihrabın üst kısmında bir baklava şeklini oluşturur. Diğer yöre halılarında
görülmeyen bu mihrap türü ruhun ölümsüzlüğünü simgeler. Milas halılarında
metrekarede 160.000 Türk düğümü bulunmaktadır
Döşemealtı-Antalya: Güney illerimizden biri olan Antalya, önemli halı
üretim merkezlerimizdendir. Antalya'nın köylerinde yaşayan yörükler kış
aylarında deniz kıyısına göç ederler. Bu süreç içerisinde dokumacılıkla
uğraşan yörükler,karakteristik özelliklere sahip halılar üretmektedir.
Halılarda görülen ana renkler parlak kırmızı ve mavidir. Yer yer Beyazda
kullanılmaktadır. Halı bordürlerinde koyun gözü, bıçak ucu ve el motifleri
dikkati çeker kullanılan her motifin bir adı, bir anlamı vardır. Başak
tohumları bolluk bereket. Hayat ağacı motifi ise temizlik, yükseliş, tanrıya
ulaşma gibi, inançları temsil eder. Hayat ağacını süsleyen bitkisel
motiflerdir ki bunların başında karanfil yer alır. Bazen de şeytana karşı
koyan insan motifi kullanılır. Bu halıların metrekaresinde 160.000 düğüm
bulunmaktadır.
Kız Bergama: Yurdumuzun kuzey batısında yer alan Bergama, tarihi
olaylara sahne olmuş antik bir ilçemizdir. Böylesine zengin bir tarihin
uzantısı olan halı dokumacılığı yaklaşık 80 köyde sürdürülmektedir. Atkı,
çözgü ve ilmkle kullanılan malzemelerin tüümü el eğirme yünüdür. Halılarda
lacivert, kırmızı, krem, mavi ve beyaz reklerin hakim olduğu görülür.
Genelde 3m x 4m ebatlarınde dokunmakta ve santimetrekarede yaklaşık 12 Türk
(Gördes) düğümü bulunmaktadır. Geometrik motiflerle bezenen bu halılarda
büyük karelerden oluşan zemin ortasında sekizgenler, altıgenler ve kancalar
görülür. Ayrıca bitkisel motifli halılarda bulunmaktadır. Bergama
halılarından farklı olarak "Yağcıbedir" halıları dokunmaktadır. Halı
kenarındaki "şeytan gözü "motifleri halılara alışılmadık hava verir.
Ne dersinizi sizce de evimizi Türk El Sanatının güzel örnekleri ile döşemek
güzel olmaz mı? Alev
PEKTAŞ Kaynaklar:
www.kalkimhali.8m.com
http://odekkoyu.com/halimotifleri.htm |