e-bülten


Alev PEKTAŞ - GlaxoSmithKline İlaçları
Halı ve Kilim Dokuma

 


Halı-kilim sanatından söz etmeden önce onun ham maddesinin elde edilmesini sağlayan koyun ve onun ortaya çıkmasını sağlayan sosyal şartlardan söz etmek daha yerinde olacaktır. Çünkü halı-kilim sanatı ile koyunun ehlileştirilmesi, göçebe hayatın şartlarından dolayı çadırların içinin döşenmesi ve çadır için gereken keçenin elde edilmesi arasında yakın bir ilişki vardır.

Tarihçelere göre Altay bölgesindeki bir yer adından dolayı “Afanasyevo kültürü” denilen kültür alanında, ilk kez at ehlileştirilmiş olup bu bölgede yaşayan insanların da Hunlar olduğu belirtilmiştir. “Hayvan yetiştiren atlı göçebelerin, göç ederken, yük taşıyan hayvanlarca taşınabilecek, kolay nakledilebilen çadırlara ve çadır eşyalarına ihtiyaç vardı. Çadırların tanziminde Avrupa üslubunda mobilyalar tanınmıyordu. Böylece çadırların tanziminde en önemli rolü halılar oynuyordu. İstep kuşağının en karakteristik göçebe kavimleri Türk kavimleri olduğu için, halı yapımı ve yayımı bakımından oynadıkları rolün en büyük olduğu yolundaki düşünceler de tabidir. Türkler koyunların yünlerinden keçeler yapmışlar ve koç başlarını da keçelerine, kilimlerine-halılarına vb damga olarak işlemişlerdir

Yukarıda kısaca değinilen Afanasyevo kültürünün merkezini teşkil eden Bateney kasabası dolayındaki bir kurganda süs eşyalarının yanında koyun ve at gibi hayvanların kalıntılarına rastlanmıştır. Bilindiği üzere at Türkler’de binek hayvanı olmanın yanında en önemli kurban hayvanları arasında da yerini alır. Mesela eski Türkler'in gökyüzü için at, toprak için de koç kurban ettikleri bilinmektedir. Hâlâ Kazakistan’da en önemli kurban hayvanı at olduğu gibi, onun eti koyun, sığır, deve gibi hayvanlara göre daha da pahalıdır.

Bilimsel anlamda, MÖ. 5-4. yüzyıllara tarihlenen en eski Düğümlü Halı örneği, Rus bilgini S.I. Rudenko'nun 1949 da yönettiği Altay kazıları sırasında, iskit kurganlarında bulunmuştu. Pazirik Halısı diye bilinen, 200x189 cm. boyutunda, cm2. de 36 Düğüm sıklığında ve yün'den dokunmuş olan Halı, bugün Leningrad, Hermitage Müzesindedir.
Dünyada bulunan ilk halı örneği Pazırık halısı olduğuna göre, halı-kilim konusunda bilgi sahibi olmak için ilk önce Pazırık halısıyla ilgili konuda bilgi sahibi olmanın yararı vardır. Pazırık yaylası Balıklı Göl yakınlarında Yan Ulagan ırmağı kıyısındadır. Buradaki kurganların birinde çıkarılan ve dünyanın bilinen ilk halısı olarak kabul edilen halı üzerindeki pars damgası ile at, eyer ve pantolonlu süvari resimleri günümüze kadar bozulmadan kalabilmişlerdir. Pars, Kazakistan’ın eski başkenti Almatı’nın ve Tataristan’ın devlet damgasıdır. Ancak Rudenko, Pazırık’daki incelemeleri sonucunda şu satırları yazmıştır: “Her halde bu mezar Türk veya Moğol ırkına ait değil, aryani ırktan olan İskitlerindir". Yani bu halının İran’lılara ait olduğunu vurgulamıştır. Fakat İskitlerin "aryani" bir ırktan olmadıkları, en azından kımız içmelerinden, domuzu topraklarında barındırmamalarından, at kurban etmelerinden ve ölüm ile mezar törenlerinden anlamak mümkündür. Mesela kımızı Türkler ve Moğollar’dan başka bir kavmin içmediği ve İskitlerin Türk olduğu, en azından Türklerin sosyo-kültürel çevresi içinde olduklarına dair eserler aksi görüşteki eserlerden hem daha çok, hem de bu doğrultudaki bilgiler daha tutarlıdırlar. Ayrıca Pazırık harfiyatında açılan mezardaki defin, ayin ve merasimlerini gösteren bütün eserler ancak Türklerin defin, ayin ve merasimlerine ait anane ve adetleriyle izah olunmaktadır. Harfiyattan çıkarılan bütün eserler Türkler’in Orta Asya ve Altay’da inkişaf ettirdikleri kültürün mahsulleridirler”.
1906-1908 yılları arasında, Orta Asya'nın Turfan bölgesindeki mezar araştırmalarında, M.S. 5-6. yüzyıllara ait Düğümlü Halı parçaları bulunmuşsa da, bu örnekler Pazirik Halısı'ndan daha kaba ve seyrektir. (cm2. de 5 Düğüm) Bu düğümlü dokuma parçaları 2.Dünya Savaşı sırasında, Berlin'de yok olmuşlardır.
Anadoluda bulunmuş en eski Halı örnekleri 12. ve 13. yy'a ait olduğu bilinen Halılar, Anadolu Selçukluları'ndan günümüze kalanlardır. 1905 yılında, Loytved tarafından, Konya Alaeddin Camisi'nde bulunan sekiz, 1929 yılında, Riefstahl tarafından, Beyşehir Eşrefoğlu Camisi'nde bulunan üç Halının, bir bölümü İstanbul Türk ve islam Eserleri Müzesi ile Konya Mevlana Müzesi'nde sergilenmektedir.Anadolu Selçuklu dönemi Halı örneklerine, 1936 yılında Fustat (Eski Kahire) Kazılarında rastlanır. Parçalar halindeki bu Halılardan, yedi örnek Stockholm de sergilenmektedir.

Vambery 1863 yılında Hive, Tahran, Buhara gibi bölgelerde yaptığı seyahatler hakkında bilgiler verirken halı ve keçe imalatının Türkmenler tarafından yapıldığını zikrederek nakışların işlenişini şöyle anlatır: “Bir kadın dokunulması istenen nakışların örneklerini kum üzerine parça parça çizer, işçilerde bu örneğe bakarak halıyı dokurlar". Halı sanatının doğduğu coğrafya Türklerin yaşadığı alanlardır. Halı hakkında yapılan yüzyıla yaklaşan çalışmaların halı sanatının bütün dünyaya Türkler tarafından tanıtıldığını ortaya koymaktadır. Pazırık halısından önce bulunan ve VI. yy. ait olan halı da Doğu Türkistan’da bulunmuştur. İslam ülkelerine ise halı, Selçuklular tarafından tanıtılmıştır. Pazırık’da bulunan düğümlü halı da bilim adamları tarafından “Türk Düğümü" olarak bilinen "Gördes Düğümü” ile dokunmuştur. Ayrıca düğümlü halı tekniği ilk defa İç Asya’da kullanılmıştır. Bu nedenle bazı eserlerde düğümlü halıların Türk tarihiyle yakın ilgisi olduğu belirtilir. Sanat tarihçilerinin belirttiğine göre, "İran Düğümü" “asimetrik” Türk düğümü ise “simetrik” tir. Dolayısıyla Pazırık halısındaki düğümlerin de simetrik olması, bu halının Türk halısı olduğunın göstergesidir. Ayrıca Pazırık halısında ve günümüzdeki Türk cumhuriyetlerinde dokunan halı-kilimlerdeki hakim unsur hayvan damgalarıdır. Hayvan damgası ise konunun uzmanları olan Menghin, Kopper, Grousset, Rasonyi, Barovka’ya gibi tarihçilere göre “göçebe kültür” alanından kaynaklanmış tır. Bu kültür çevresinin merkezini ise Hakas, Tuva ve Altay özerk cumhuriyetleri’nin olduğu coğrafya teşkil etmektedir.
Halının değerini ne sıklıkta dokunduğu yani cm2 kaç düğüm olduğu belirler. Halıcılıkta, teknik yönden cm2’deki düğüm sayısının artması, sonuçta dokunup bitirilen halının görüntüsü yönünden çok önemli bir etkendir. Çünkü bu özellik, bir başkan yanıyla, halı üzerinde biçimlendirilen motifleri çok daha fazla sayıda düğümlerle yapabilmek demektir. Böyle bir teknik, dokuma işini çok zorlaştırır ve süresini uzatır. Ama buna karşılık, dokunacak halının motiflerinin çok ince noktalarına kadar olağanüstü bir incelikte detaylandırılarak tamamlanması anlamına gelir
Ülkemizde, El Halıları Desimetre karedeki Düğüm sıklıklarına göre, Türk Standartları Enstitüsü tarafından sınıflandırılması yapılmış ve ;10 cm2’ de
60x60 ile 40x50 sıklıktaki Halılar ince
40x40 ile 30x50 sıklıktaki Halılar Orta
30x30 ile 20x20 sıklıktaki Halılar Kaba diye değerlendirilmiştir.

Günümüzde dünyadaki en değerli halı, Hareke’de dokunan ipek halıdır.İpek Hereke halılarında santimetre karede ortalama 100 düğüm bulunur. Çok ince ve çok değerli olan bazı halılarda 1 santimetre karedeki düğüm sayısı 400'ü geçmektedir.
Ayrıca Hereke halıcılığı geleneğinin en önde gelen yanı, dokuma tekniği yönünden taşımakta olduğu olağanüstü özellikleridir.

Anadolu,çağlar boyu türlü uygarlıkları bağrında yaşatmış,herbiri de değişik izler ve zengin bir kültür bırakmıştır. Ardında bu birikimli mirasa sahip olan Türkler de ellerindeki değerlere yenilerini eklemişler ve bugün hayranlık uyandıran elsanatı ürünlerimizi yaratmışlardır. Yemenilerde,çarpanalarda,halı,kilim ve diğer dokumalarda Anadolu insanının yaşam öyküsünü bulursunuz. Bir halı yada kilime baktığınızda üzerindeki renkler ve motifler birşeyler anlatmak ister gibidir. Neşesini, hüznünü, derdini,sevincini düğüm düğüm, renk renk sergiler Anadolu insanı.Üzüntülü günlerde yakılan ağıtlar, neşeli kahkahalar yada gelecek günlerden beklentiler gizlenmiştir düğümlerin arasına. Motiflerin, renklerin çekiciliğine dalar, kaybolur gidersiniz o zengin dünyada ve bir yolculuğa çıkarsınız Anadolu insanının yaşamında. Aşağıdaki motifler, Türk insanının duygularının sanata yansıması ve yaratıcılığının.güzel örnekleridir. Bunlar, Türk El Halıcılığında sıklıkla kullanılan motiflerden sadece bir kaç örnektir.

Hayat ağacı motifi, sonsuzluğun sembolüdür. Bu motif, ölümsüzlüğü araştırmanın ve ölümden sonra yaşam olduğu umudunun

 

Koç boynuzu, halılarında üretkenlik, kahramanlık, güç ve erkeksiliğe alamettir. Bununla birlikte bu simge, bunu dokuyan kişinin mutlu olduğunun ve bunu açıkça belirttiğinin ifadesidir

 

Elibelinde, anneliğin, dişiliğin ve verimliliğin sembolüdür

 

 Bereket Birlikte kullanılmış "elibelinde" ve "koç boynuzu" motifleri bir erkek ve bir kadını belirtir. Bereket deseni, dişiyi gösteren iki adet "elibelinde" motifi ve erkeği gösteren iki adet "koç boynuzu" motifinden oluşur. Kompozisyonun ortasındaki göz motifi, aileyi kem gözlere karşı koruması için kullanılmıştır.

 

 Pıtrak, insanların giysilerine ve hayvanların tüylerine yapışan pamuksu bir bitkidir. Onun, kem bakışları savuşturmaya gücünün yettiğine inanılır. Diğer taraftan çiçeklerle dolu anlamında gelen "Pıtrak gibi" deyimi, bu motifin bolluğun bir sembolü olarak un torbaları üzerinde kullanılmasını açıklar. Göz, Bazı insanları kötülüğe, zarara, şansızlığa ve hatta ölüme bile sebep olan güçlü bakışları olduğuna inanılır. Göz motifleri, insan gözünün kem bakışlara karşı en iyi koruyucu olduğu inancından dolayı ortaya çıkarıldı.

Hayat ağacı motifi, sonsuzluğun sembolüdür. Bu motif, ölümsüzlüğü araştırmanın ve ölümden sonra yaşam olduğu umudunun Koç boynuzu, halılarında üretkenlik, kahramanlık, güç ve erkeksiliğe alamettir. Bununla birlikte bu simge, bunu dokuyan kişinin mutlu olduğunun ve bunu açıkça belirttiğinin ifadesidir
Elibelinde, anneliğin, dişiliğin ve verimliliğin sembolüdür Bereket Birlikte kullanılmış "elibelinde" ve "koç boynuzu" motifleri bir erkek ve bir kadını belirtir. Bereket deseni, dişiyi gösteren iki adet "elibelinde" motifi ve erkeği gösteren iki adet "koç boynuzu" motifinden oluşur. Kompozisyonun ortasındaki göz motifi, aileyi kem gözlere karşı koruması için kullanılmıştır.
Pıtrak, insanların giysilerine ve hayvanların tüylerine yapışan pamuksu bir bitkidir. Onun, kem bakışları savuşturmaya gücünün yettiğine inanılır. Diğer taraftan çiçeklerle dolu anlamında gelen "Pıtrak gibi" deyimi, bu motifin bolluğun bir sembolü olarak un torbaları üzerinde kullanılmasını açıklar. Göz, Bazı insanları kötülüğe, zarara, şansızlığa ve hatta ölüme bile sebep olan güçlü bakışları olduğuna inanılır. Göz motifleri, insan gözünün kem bakışlara karşı en iyi koruyucu olduğu inancından dolayı ortaya çıkarıldı.

Aşağıda da bazı halılar hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Yağcıbedir halılarının "Sındırgı Yağcıbedir" ve "Bergama Yağcıbedir" olmak üzere iki çeşidi vardır.
Yüzyıllar önce iki ayrı kola ayrılan Yağcıbedir aşiretinin bir kısmı Balıkesir Sındırgı yöresine göçmüş, bir kısmıda Bergama civarında kalmıştır. Bergama-Dikili yakınlarındaki mazılı, yenice, kıroba, kocaoba, samanlık ve çağlan, yağcıbedir aşireti köyleridir. Bu köylerde dokunan ve "Kız Bergama" yada "Oba Namazlağası" diye bilinen halılar ile Sındırgı ve köylerinde dokunan Yağcıbedir Halıları, motif ve kompozisyonlarında farklılıklar olsa da kullanılan renkler açısından tamamen benzerlik gösterirler. Halılardaki ana renkler koyu mavi ve kırmızıdır. Bunların yanında beyaz, kahverengi ve kırmızının açık tonlarıda görülür. Eski örneklerde gördüğümüz, küçük motiflerde kullanılarak halılara canlılık katan turuncu ve yeşil tonları, günümüzde pek çok kullanılmaktadır. Sındırgı yağcıbedir halılarındaki koyu mavi zemin üzerindeki geometrik formlar, yıldızlar çiçekler stilize edilmiş kuş, kartal kanadı ve süleyman yıldızı diye adlandırılan çeşitli motifler bulunur. Göbek ise beş yada yedi bantla çevrelenmiştir. Yağcıbedir halılarının metrekaresinde 160.000 düğüm vardır.

Hereke, Bu halılarımızın üretim merkezi adından'da anlaşılacağı üzereHereke'dir. Pamuk üzerine yün halı kombinasyonundaki en kaliteli halıdır. cm2'sinde 7*7:49 veya 8*8:64 dokuma tekniği kullanılır. Tamamen kimyasal boya ile boyanan yünlerden imal edilir.Desen kombinasyonu çok zengindir. En fazla dokunan desenler 7 dağ çiçeği(istanbulun 7 tepe üzerine kurulmasından) Karpuzlu motif, Bademli motif dir. Saraylarda kullanılan bir halı olduğu için,ebatlar devamlı büyük olur. Kelle ve Taban ölçüleri en çok rastlanabilecek ölçüleridir

Kayseri İpek: İpek üzerine İpek dokuma olup cm2'sinde 7*7:49 veya 8*8:64 dokuma tekniği ile dokutulmaktadır. %100 kimyasal boya teknikleri uygulandığı için renk kombinasyonları çok fazladır. Desen tasarımları, ANADOLUDA uygulanmış ve kullanılmış bütün desenleri içerdiği için cok zengindir.En fazla dokunan desen Hayat Ağacı motiflerinden oluşur. Desenlerin arasına cok kullanılmamakla beraber kuş motifleri yapılır. Dokunması zor bir halı olduğu için üretimi cok kısıtlıdır.1m2'sinde 700.000 ile 1.000.000 düğüm bulunan bu Kayseri İpek halıları dış pazarlarda çok büyük bir ilgi görmektedir.Üretimimizin %70 i İhracata dayanmaktadır. Anadoluda uygulanmış bütün desenler kullanıldığı için çok zengindir

Milas: Batı Anadolu'nun en önemli dokuma merkezlerinden biridir Burada dokunan halılara yöre adı verilmiş ve "Milas Halısı" olarak adlandırılmıştır. Milas halıları dokunduğu köylere göre farklı özlellikler göstermesine rağmen kompozisyon,renk armonisi ve kalite bakımından içeriği aynıdır. Milas seccadeleri, gördes seccade şemalarını Bergama etkisiyle devam ettirmektedir. Zemin koyu kırmızı, bordürler sarı ve yeşildir. Zemin mihrabın üst kısmında bir baklava şeklini oluşturur. Diğer yöre halılarında görülmeyen bu mihrap türü ruhun ölümsüzlüğünü simgeler. Milas halılarında metrekarede 160.000 Türk düğümü bulunmaktadır

Döşemealtı-Antalya: Güney illerimizden biri olan Antalya, önemli halı üretim merkezlerimizdendir. Antalya'nın köylerinde yaşayan yörükler kış aylarında deniz kıyısına göç ederler. Bu süreç içerisinde dokumacılıkla uğraşan yörükler,karakteristik özelliklere sahip halılar üretmektedir. Halılarda görülen ana renkler parlak kırmızı ve mavidir. Yer yer Beyazda kullanılmaktadır. Halı bordürlerinde koyun gözü, bıçak ucu ve el motifleri dikkati çeker kullanılan her motifin bir adı, bir anlamı vardır. Başak tohumları bolluk bereket. Hayat ağacı motifi ise temizlik, yükseliş, tanrıya ulaşma gibi, inançları temsil eder. Hayat ağacını süsleyen bitkisel motiflerdir ki bunların başında karanfil yer alır. Bazen de şeytana karşı koyan insan motifi kullanılır. Bu halıların metrekaresinde 160.000 düğüm bulunmaktadır.

Kız Bergama: Yurdumuzun kuzey batısında yer alan Bergama, tarihi olaylara sahne olmuş antik bir ilçemizdir. Böylesine zengin bir tarihin uzantısı olan halı dokumacılığı yaklaşık 80 köyde sürdürülmektedir. Atkı, çözgü ve ilmkle kullanılan malzemelerin tüümü el eğirme yünüdür. Halılarda lacivert, kırmızı, krem, mavi ve beyaz reklerin hakim olduğu görülür. Genelde 3m x 4m ebatlarınde dokunmakta ve santimetrekarede yaklaşık 12 Türk (Gördes) düğümü bulunmaktadır. Geometrik motiflerle bezenen bu halılarda büyük karelerden oluşan zemin ortasında sekizgenler, altıgenler ve kancalar görülür. Ayrıca bitkisel motifli halılarda bulunmaktadır. Bergama halılarından farklı olarak "Yağcıbedir" halıları dokunmaktadır. Halı kenarındaki "şeytan gözü "motifleri halılara alışılmadık hava verir.

Ne dersinizi sizce de evimizi Türk El Sanatının güzel örnekleri ile döşemek güzel olmaz mı?

Alev PEKTAŞ

Kaynaklar:
www.kalkimhali.8m.com
http://odekkoyu.com/halimotifleri.htm