e-bülten


 

Funda CEYHAN - İç Mimar ve Feng Shui Danışmanı
Büyümek İstiyorum


Deneyimlediğiniz yaşamların Ne kadarına sahipsiniz ?

Şartlarınızı Kim belirliyor ?

Hepsinin sahibi siz misiniz ? Enerjilerinizi kontrol edebiliyor musunuz, hayatınız tamamen sizin düzenlediğiniz ritimde mi gidiyor ?

Ben Home-Office bir sistem içinde çalışıyorum. Bütün mekanlarım açık. Yaklaşık 100 m2 alanı açık olarak paylaşıyorum. Eşim ile birlikte çalıştığım bu ortamda evimi ve işimi birbirini rahatsız etmeyecek şekilde birleştirme şansım oldu. Pek çok kişinin çalışamayacağının aksine, sahip olduklarımı göz önünde paylaşıyorum. Değişimlerim göz önünde. Tüm renklerim, algım kolayca sorgulanabilir görünüyor. Fakat ilişkilerim sınırlarımı nazikçe belirlediğim ve belirlediğimiz için bu düzeni müdahaleler başlığında incelememe gerek kalmıyor. Böyle mutluyum. Çoğul ve kalabalık yaşamaya ve aynı ortamı gece eşim ile yalnız paylaşmaya alıştım. Yin ve Yang'ı aynı mekanda taşıyorum. Gündüzün çılgın koşturmasından sonra, gecenin sessizliği harika geliyor.

Fakaaaaat !


Sufi, kapsül ve draje

Uzun zamandır yaşamadığım bir olayı yaşadım geçen hafta. Açık mekanda pek çok kişinin ortak olduğu şeylerden biri, toplam 1 tonluk akvaryumlarımdır. 3 adet büyük akvaryumumuz olduğunu sitemizi de inceleyenler bilir. Bunlardan bir tanesinde güzel bir filtre sistemi ile birlikte yalnızca kaplumbağalarımız yaşıyordu. Di'li geçmiş zaman kullanmamın bir hikayesi var elbette.

Bu mekanda kesinlikle hiç bir ücret almadan yıllardır Reiki çalışmaları yaparım. Onlarca insan koltuklarımda oturdu. Kahvemi yada bitki çaylarımı içti. Bundan 1,5 ay önce bir reiki seansına gelen 3 kişi ile değişti herşey...
 

Enerjinin görünmez tavrına karşı zaman zaman ben de şüphe duyarım. Bu benim ayaklarımın yere basmasını sağlıyor. Fakat yalnızca yeni bir şey üretecek kadar. Siz nazar deyin, başkası negatif etki.. Biz olumsuz enerji diyelim. Az önce bahsettiğim 3 kişi ile çalışma yaptıktan sonra yıllardır vicdanından şüphe ettiğim, iyi insan sıfatını pek yakıştıramadığım pek çok insandan enerjisel olarak her ihtimale karşı ürküp korunur iken, kontrol edemediğimiz bir bölümü ile karşılaştığımı bu kez biraz geç fark ettim. O gece saat 02:30 gibi fenalaştım. Bolca mide bulantısı, yarı baygın bir halden sonra ilk aklıma gelen tabii ki, yediğim bir şeyin dokunmuş olabileceği idi. Benimle olsa idiniz, ne kadar hoş sohbet ve keyifli olduklarını gördükçe zaten benimde niye bir şey yediğim için hastalanmış olabileceğimi ilk ihtimal gördüğümü fark ederdiniz. Neyse efendim. Sonuçta sabaha tam ayılmamış ve hiçbir şeyden zehirlenmemiş olarak, anlaşılmaz bir halde günüme başladım. Sabah uyandığımda hatırladığım şeylerden biri Kaplumbağamın bağırdığı idi. Yanlış duymuyorsunuz. Kurbağaya benzer garip bir ses çıkardığını bu kadar zaman sonra ilk kez O gece duydum. Fakat bitmedi tabii ki, kaplumbağam bugünde dahil olmak üzere bağırmaya devam etti. Komik olan bazen söylerler ki, " İsim kaderdir" diye. Biz ona Sufi diyorduk. Nameli söylemleri koca bir ay devam etti. Sufi yine döktürüyor dedik vakit geçtikçe. O söyledi, biz dinledik. Merak ettik, birinci hafta idi. Veterinere götürdük. Hiç bir şeyi yok dendi. Sık sık kaplumbağa satan pek çok akvaryumcu arkadaşımıza gösterdik. Hiç bir şeyi yok dedi. Ve geldik 3 gün önceye...

Yine akvaryum bakımı için gelen arkadaşımız ile nesi var diye bakarken, dilinin bembeyaz ve koca bir şey ile kaplı olduğunu gördük. Kısa bir veteriner yolculuğundan sonra kendi gözlerimle dilinin bir iltihap ile kaplı olduğunu, aslında son bir ayda yeni yeni kaplanmış olduğunu çok üzülerek gördüm. Bu süre içinde eşim ile ona ağız içi de dahil olmak üzere defalarca baktırdık. Yok , yok, yok. !

Kimse bir şey bulamamıştı. Şimdi antibiyotik tedavisi görüyor. Gözlerimle gördüğüm şey gerçekten çok üzücü. Şu anda iyileşiyor. İlaç işe yaradı. Şimdi mutluyuz. Ve düşünüyoruz hayretle.

Reiki gecesi, birden hiç yoktan bağırmaya başlayıp, sıkıntısını bir türlü anlayamadığımız Sufi şimdi düzeliyor. Bunca şeyi niye anlattım derseniz....Söyleyeyim....
 

Sufi için veterinere elimde küçük bir kutu ile gittiğimde bekleyen iki kişi ile sohbetim, beni onlara karşı oldukça garip bir duruma düşürdü. Hayatın akışında kimin daha çok yaşamı hak ettiğini Allah bilir. O küçük canlıyı tedaviye götürdüğümde dev bir Danua' nın ( Danua'dan daha büyük bir Danua idi ! ) sahibi ile karşılaşmam da yaşamın büyük garip bir cilvesi idi. Bu kadar küçük bir kaplumbağa ile ( avucum kadar ) niye uğraştığımı anlamaya çalışan gözler ile bana baktı. Ne yapmaya çalıştığımı anlamaya çalıştı. Yaptığımı gereksiz buldu. Neredeyse beni aşağıladı. Ben de onun zavallı kalbine bakakaldım. Allah şifa versin !

Tedaviler, bazen minik bir hayvan için bazen dev bir ayı, bazen kalbi vicdanla hiç sızlamamış bir insan, bazen minik bir örümcek içindir. Yaşamı ona hak gören bir Tanrı sizce öncelikli değil midir bu konuda ?

Kimin daha çok yaşamaya yada şifa bulmaya hakkı olduğunu Kim bilebilir ?

Danua'ya kalbime yenik düşerek sahibinden daha çok acıdım. Zaten Sufi'nin çaresizliği bizi yeterince üzmüştü. Bize deli diyenler oldu. Mücadelemiz komik gelenlere de içimden şifalar diledim. Onlara gözün ve minik bir hayvanın veremediğiniz sözlerle veremezdim. Tabii hiç denemedim değil !

Evrenin büyüklüğü içinde, insan bedenin tüm varoluşa oranı, küçük kelimesi ile tarif edilemeyecek kadar küçüktür. Ancak yaratıcının bize sağladığı ve layık gördüğü hikmetlere bakarsak, büyüklük ve küçüklüğün hak ile alakalı olmadığı açıkça görülür. Bizler en büyük kötülükleri bizden daha küçük virüs ve mikroplardan görürüz. Ama bir kaplumbağanın büyüklüğü bize göre epeyce küçük olduğu için onu ne hikmetse tedaviye layık göremeyiz. Bunun için açık bir kalp lazım. Bir kaplumbağanın içine giremeyeceği kadar küçük kalbi olan insanlara, insan kadar kocaman bir varlığı nasıl yerleştireceksiniz ?

Sufi bana bu hafta pek çok şeyi söylemek için vesile oldu. Reiki inisasyonu ile tüm sıkıntısını eve ve evdeki tüm canlılara aktaran kişi şifa buldu. İyileşme haberlerini bu arada aldım. Hayatının güzel ve büyük yeniliklere açıldığını ve teşekkürlerini duydum. Sufi'nin minicik kalbinin, tüm negatifi üstlenmesi ile ne kadar büyük olduğunu gördüm. Enerjinin "kötü" kalıbına girdiğinde ne kadar etkili olduğunu en az iyi olduğunu gördüğüm kadar gördüm. Reiki 'nin yalnızca bedeni tedavi etmediğini, ruhları tedavi eden, kalpleri iyileştiren bir güzellik olduğunu, ne kadar başarılı sonuçlar verdiğini bir kez daha gördüm. Bunu yaşayan biz ve Sufi birlikte kapalı kalpleri araladık. Feng Shui'nin gizemli dünyasının sembolü kaplumbağanın insan hayatındaki minik ama büyük rolünü gördük. İçsel düşmanlıkların ve sorgusuz dostlukların karşılaşmasını yaşadık.

Değişimin zaman zaman acılı süreçler ile geçtiğini bir kez daha gördük. Hayat, zaten tüm canlıları sızlayan kalbimi kullanarak, pek çok insana minik bir canlıya gösterilen özeni insanlara gösterdi. Danua'nın sahibi o gece uyurken bunu biraz düşündü ise iyi bir şeye hizmet ettim. Hatta Sufi'nin üstlendiği yük ile iyileşen kişiye de. Geçen yazıda bahsettiğim su borusu patlaması da aynı ay yaşanmıştı. Hep söylediğim gibi dayanma sınırına gelmiş pek oluşu zorlayan bu enerji, pek çok kişinin pek çok şey öğrenmesine neden oldu. Göksel enerjilerin görmemiz gerekenleri gösteren bu senaryosundan öğrendiklerimin elbette bir kısmı bu....

Ve Feng Shui bölümünde ne yazıyorum derseniz. Bir mekana bereket yada huzur getirsin diye sıkça bulunmalarını önerdiğimiz kaplumbağalarımıza ve balıklarımıza rahat ve huzurlu olabilecekleri, kavga edecekleri negatif enerjiler ile baş edebilmeleri için arzu ettikleri gibi bir yaşam sunmalıyız. Bütün iyi niyet ve doğru şartlara rağmen sınavlar ve senaryolar bazen bizi aşabilir. Tüm Feng Shui önerilerinde varlıklarını önerirken her zaman onlara çok iyi şartlar hazırlamanızı öneririm. Eşyanın doğasında mücadele ve direnme bulunur. Ancak kaplumbağalarımızı yaşadığımız mekana yerleştirdiğimizde bolca su bulunan bir akvaryumda tutmalısınız. Su enerjisel temizliğe yardım edecektir. Sürekli filtre edilen ve hijyen olabilecek bir su sisteminde yaşatmalısınız. Sitemizde bu konu ile ilgili bolca bilgiyi bulacaksınız. Yakında açılacak yeni sitemizde daha da fazlası sizinle olacak.

Sözün kısası yeni akvaryumları yapılmak üzere onları daha az suları olan daha küçük bir akvaryumda bekletirken evde yaptığımız enerjisel çalışma su az gelmiş olmalı ki,sıkıntıyı yüklendiler. Kozmik yayınevinden " Suyun Bilinmeyen Gücü " isimli kitabı alıp okumanızı öneririm. 

Eşyaya ve canlıya yüklenen niyet enerji ile çalışır. Üzerine " Aptal " kelimesi yazılmış bir su şişesinin kristallerini bu kitapta görebilirsiniz. Klasik müzik dinleyen domatesler ile metal müzik dinletilmiş ve sözle hakaret edilmiş domateslerin nasıl farklı büyüdüğünü gördüğümüz pek çok deney yapılmıştır.

Niyetler eşyanın doğasını değiştirir. O gün canlıları korumak için suyun çok önemli olduğunu ve bir mekanda ne kadar önemli bir yer işgal ettiklerini gördüm. Şimdi kocaman bir akvaryumda yüzerek, içindeki büyük ağacın üstüne çıkıp çıkıp aşağı atlıyorlar. Kısa süreli mecburen kaldıkları akvaryumda , savunmalarını kırdığım için çok üzüldüm , ama şimdi çok iyiler.

 

Evinize tüm güzel enerjilerinizi yükleyin. Sevmediklerinizi atın yada başkalarının sevmesi için zaman tanıyın. Doğaya yeniden karışabilir malzemeler satın alın. Plastik kullanmayın. Bitkileriniz ile büyümeyi, kaplumbağa ve balıklar ile yaşamın farklı bir yüzünü deneyimleyin. Yeni şeylere yaşam hakkı tanıyın. Etrafınıza olumlu enerjiler ve niyetler gönderin. Hepsi size geri dönecek. Ektiklerinizi alacak ve tüm niyetlerinizin karşılığını göreceksiniz.

Feng Ve Shui, rüzgar ve su.....   Rüzgar ile ilgili bir yazıda görüşmek üzere..
 

Saygı ve Sevgilerimle

İç Mimar ve Feng Shui Danışmanı
Funda Ceyhan

http://www.fengshuianalyst.com