|
Deneyimlediğiniz yaşamların Ne
kadarına sahipsiniz ?
Şartlarınızı Kim belirliyor ?
Hepsinin sahibi siz misiniz ? Enerjilerinizi kontrol
edebiliyor musunuz, hayatınız tamamen sizin
düzenlediğiniz ritimde mi gidiyor ?
Ben Home-Office bir sistem içinde çalışıyorum. Bütün
mekanlarım açık. Yaklaşık 100 m2 alanı açık olarak
paylaşıyorum. Eşim ile birlikte çalıştığım bu ortamda
evimi ve işimi birbirini rahatsız etmeyecek şekilde
birleştirme şansım oldu. Pek çok kişinin
çalışamayacağının aksine, sahip olduklarımı göz önünde
paylaşıyorum. Değişimlerim göz önünde. Tüm renklerim,
algım kolayca sorgulanabilir görünüyor. Fakat
ilişkilerim sınırlarımı nazikçe belirlediğim ve
belirlediğimiz için bu düzeni müdahaleler başlığında
incelememe gerek kalmıyor. Böyle mutluyum. Çoğul ve
kalabalık yaşamaya ve aynı ortamı gece eşim ile yalnız
paylaşmaya alıştım. Yin ve Yang'ı aynı mekanda
taşıyorum. Gündüzün çılgın koşturmasından sonra,
gecenin sessizliği harika geliyor.
Fakaaaaat !
|

Sufi,
kapsül ve draje |
Uzun zamandır yaşamadığım bir olayı yaşadım
geçen hafta. Açık mekanda pek çok kişinin ortak
olduğu şeylerden biri, toplam 1 tonluk
akvaryumlarımdır. 3 adet büyük akvaryumumuz
olduğunu sitemizi de inceleyenler bilir.
Bunlardan bir tanesinde güzel bir filtre sistemi
ile birlikte yalnızca kaplumbağalarımız
yaşıyordu. Di'li geçmiş zaman kullanmamın bir
hikayesi var elbette.
Bu mekanda kesinlikle hiç bir ücret almadan
yıllardır Reiki çalışmaları yaparım. Onlarca
insan koltuklarımda oturdu. Kahvemi yada bitki
çaylarımı içti. Bundan 1,5 ay önce bir reiki
seansına gelen 3 kişi ile değişti herşey...
|
Enerjinin görünmez tavrına karşı zaman zaman ben de
şüphe duyarım. Bu benim ayaklarımın yere basmasını
sağlıyor. Fakat yalnızca yeni bir şey üretecek kadar.
Siz nazar deyin, başkası negatif etki.. Biz olumsuz
enerji diyelim. Az önce bahsettiğim 3 kişi ile çalışma
yaptıktan sonra yıllardır vicdanından şüphe ettiğim, iyi
insan sıfatını pek yakıştıramadığım pek çok insandan
enerjisel olarak her ihtimale karşı ürküp korunur iken,
kontrol edemediğimiz bir bölümü ile karşılaştığımı bu
kez biraz geç fark ettim. O gece saat 02:30 gibi
fenalaştım. Bolca mide bulantısı, yarı baygın bir halden
sonra ilk aklıma gelen tabii ki, yediğim bir şeyin
dokunmuş olabileceği idi. Benimle olsa idiniz, ne kadar
hoş sohbet ve keyifli olduklarını gördükçe zaten benimde
niye bir şey yediğim için hastalanmış olabileceğimi ilk
ihtimal gördüğümü fark ederdiniz. Neyse efendim. Sonuçta
sabaha tam ayılmamış ve hiçbir şeyden zehirlenmemiş
olarak, anlaşılmaz bir halde günüme başladım. Sabah
uyandığımda hatırladığım şeylerden biri Kaplumbağamın
bağırdığı idi. Yanlış duymuyorsunuz. Kurbağaya benzer
garip bir ses çıkardığını bu kadar zaman sonra ilk kez O
gece duydum. Fakat bitmedi tabii ki, kaplumbağam bugünde
dahil olmak üzere bağırmaya devam etti. Komik olan bazen
söylerler ki, " İsim kaderdir" diye. Biz ona Sufi
diyorduk. Nameli söylemleri koca bir ay devam etti. Sufi
yine döktürüyor dedik vakit geçtikçe. O söyledi, biz
dinledik. Merak ettik, birinci hafta idi. Veterinere
götürdük. Hiç bir şeyi yok dendi. Sık sık kaplumbağa
satan pek çok akvaryumcu arkadaşımıza gösterdik. Hiç bir
şeyi yok dedi. Ve geldik 3 gün önceye...
Yine akvaryum
bakımı için gelen arkadaşımız ile nesi var diye
bakarken, dilinin bembeyaz ve koca bir şey ile
kaplı olduğunu gördük. Kısa bir veteriner
yolculuğundan sonra kendi gözlerimle dilinin bir
iltihap ile kaplı olduğunu, aslında son bir
ayda yeni yeni kaplanmış olduğunu çok üzülerek
gördüm. Bu süre içinde eşim ile ona ağız içi de
dahil olmak üzere defalarca baktırdık. Yok ,
yok, yok. !
Kimse bir şey bulamamıştı. Şimdi antibiyotik
tedavisi görüyor. Gözlerimle gördüğüm şey
gerçekten çok üzücü. Şu anda iyileşiyor. İlaç
işe yaradı. Şimdi mutluyuz. Ve düşünüyoruz
hayretle.
Reiki gecesi, birden hiç yoktan bağırmaya
başlayıp, sıkıntısını bir türlü anlayamadığımız
Sufi şimdi düzeliyor. Bunca şeyi niye anlattım
derseniz....Söyleyeyim....
|
 |
Sufi
için veterinere elimde küçük bir kutu ile gittiğimde
bekleyen iki kişi ile sohbetim, beni onlara karşı
oldukça garip bir duruma düşürdü. Hayatın akışında kimin
daha çok yaşamı hak ettiğini Allah bilir. O küçük
canlıyı tedaviye götürdüğümde dev bir Danua' nın (
Danua'dan daha büyük bir Danua idi ! ) sahibi ile
karşılaşmam da yaşamın büyük garip bir cilvesi idi. Bu
kadar küçük bir kaplumbağa ile ( avucum kadar ) niye
uğraştığımı anlamaya çalışan gözler ile bana baktı. Ne
yapmaya çalıştığımı anlamaya çalıştı. Yaptığımı gereksiz
buldu. Neredeyse beni aşağıladı. Ben de onun zavallı
kalbine bakakaldım. Allah şifa versin !
Tedaviler, bazen minik bir hayvan için bazen dev bir
ayı, bazen kalbi vicdanla hiç sızlamamış bir insan,
bazen minik bir örümcek içindir. Yaşamı ona hak gören
bir Tanrı sizce öncelikli değil midir bu konuda ?
Kimin daha çok yaşamaya yada şifa bulmaya hakkı olduğunu
Kim bilebilir ?
Danua'ya kalbime yenik düşerek sahibinden daha çok
acıdım. Zaten Sufi'nin çaresizliği bizi yeterince
üzmüştü. Bize deli diyenler oldu. Mücadelemiz komik
gelenlere de içimden şifalar diledim. Onlara gözün ve
minik bir hayvanın veremediğiniz sözlerle veremezdim.
Tabii hiç denemedim değil !
Evrenin büyüklüğü içinde, insan bedenin tüm varoluşa
oranı, küçük kelimesi ile tarif edilemeyecek kadar
küçüktür. Ancak yaratıcının bize sağladığı ve layık
gördüğü hikmetlere bakarsak, büyüklük ve küçüklüğün hak
ile alakalı olmadığı açıkça görülür. Bizler en büyük
kötülükleri bizden daha küçük virüs ve mikroplardan
görürüz. Ama bir kaplumbağanın büyüklüğü bize göre
epeyce küçük olduğu için onu ne hikmetse tedaviye layık
göremeyiz. Bunun için açık bir kalp lazım. Bir
kaplumbağanın içine giremeyeceği kadar küçük kalbi olan
insanlara, insan kadar kocaman bir varlığı nasıl
yerleştireceksiniz ?
Sufi bana bu hafta pek çok şeyi söylemek için vesile
oldu. Reiki inisasyonu ile tüm sıkıntısını eve ve evdeki
tüm canlılara aktaran kişi şifa buldu. İyileşme
haberlerini bu arada aldım. Hayatının güzel ve büyük
yeniliklere açıldığını ve teşekkürlerini duydum. Sufi'nin minicik kalbinin, tüm negatifi üstlenmesi ile ne
kadar büyük olduğunu gördüm. Enerjinin "kötü" kalıbına
girdiğinde ne kadar etkili olduğunu en az iyi olduğunu
gördüğüm kadar gördüm. Reiki 'nin yalnızca bedeni tedavi
etmediğini, ruhları tedavi eden, kalpleri iyileştiren
bir güzellik olduğunu, ne kadar başarılı sonuçlar
verdiğini bir kez daha gördüm. Bunu yaşayan biz ve Sufi
birlikte kapalı kalpleri araladık. Feng Shui'nin
gizemli dünyasının sembolü kaplumbağanın insan
hayatındaki minik ama büyük rolünü gördük. İçsel
düşmanlıkların ve sorgusuz dostlukların karşılaşmasını
yaşadık.
Değişimin zaman zaman acılı süreçler ile geçtiğini bir
kez daha gördük. Hayat, zaten tüm canlıları sızlayan
kalbimi kullanarak, pek çok insana minik bir canlıya
gösterilen özeni insanlara gösterdi. Danua'nın sahibi
o gece uyurken bunu biraz düşündü ise iyi bir şeye
hizmet ettim. Hatta Sufi'nin üstlendiği yük ile
iyileşen kişiye de. Geçen yazıda bahsettiğim su borusu
patlaması da aynı ay yaşanmıştı. Hep söylediğim gibi
dayanma sınırına gelmiş pek oluşu zorlayan bu enerji,
pek çok kişinin pek çok şey öğrenmesine neden oldu.
Göksel enerjilerin görmemiz gerekenleri gösteren bu
senaryosundan öğrendiklerimin elbette bir kısmı bu....
Ve Feng Shui bölümünde ne yazıyorum derseniz. Bir mekana
bereket yada huzur getirsin diye sıkça bulunmalarını
önerdiğimiz kaplumbağalarımıza ve balıklarımıza rahat ve
huzurlu olabilecekleri, kavga edecekleri negatif
enerjiler ile baş edebilmeleri için arzu ettikleri gibi
bir yaşam sunmalıyız. Bütün iyi niyet ve doğru şartlara
rağmen sınavlar ve senaryolar bazen bizi aşabilir. Tüm
Feng Shui önerilerinde varlıklarını önerirken her zaman
onlara çok iyi şartlar hazırlamanızı öneririm. Eşyanın
doğasında mücadele ve direnme bulunur. Ancak
kaplumbağalarımızı yaşadığımız mekana yerleştirdiğimizde
bolca su bulunan bir akvaryumda tutmalısınız. Su
enerjisel temizliğe yardım edecektir. Sürekli filtre
edilen ve hijyen olabilecek bir su sisteminde
yaşatmalısınız. Sitemizde bu konu ile ilgili bolca
bilgiyi bulacaksınız. Yakında açılacak yeni sitemizde
daha da fazlası sizinle olacak.
Sözün kısası yeni akvaryumları yapılmak üzere onları
daha az suları olan daha küçük bir akvaryumda
bekletirken evde yaptığımız enerjisel çalışma su az
gelmiş olmalı ki,sıkıntıyı yüklendiler. Kozmik
yayınevinden " Suyun Bilinmeyen Gücü " isimli kitabı
alıp okumanızı öneririm.
 |
Eşyaya ve canlıya
yüklenen niyet enerji ile çalışır. Üzerine "
Aptal " kelimesi yazılmış bir su şişesinin
kristallerini bu kitapta görebilirsiniz. Klasik
müzik dinleyen domatesler ile metal müzik
dinletilmiş ve sözle hakaret edilmiş
domateslerin nasıl farklı büyüdüğünü gördüğümüz
pek çok deney yapılmıştır.
Niyetler eşyanın doğasını değiştirir. O gün
canlıları korumak için suyun çok önemli olduğunu
ve bir mekanda ne kadar önemli bir yer işgal
ettiklerini gördüm. Şimdi kocaman bir akvaryumda
yüzerek, içindeki büyük ağacın üstüne çıkıp
çıkıp aşağı atlıyorlar. Kısa süreli mecburen
kaldıkları akvaryumda , savunmalarını kırdığım
için çok üzüldüm , ama şimdi çok iyiler.
|
|