e-bülten


 

Kaya ARSOY - Yönetim ve İnsan Kaynakları Danışmanı 
Öfke ve Çatışma Kültürümüz


Değerler herkez tarafından tartışmasız kabul edilen bazı doğrulardır. Bu doğrular .

• Derste kopya çekmenin kötü olduğu olabileceği gibi;
• Yalan söyleme
• Diğerlerini kandırma
• Başkalarının sağlığı ile oynama
• Anne babaya saygısızlık
• Bayrağa saygısızlık
• Çalışana kötü davranma

gibi de olabilir.

Değerler çatışmaların baş aktörleridir. Karşımızdaki kişinin bilinen bir değeri çiğnememiz üzerine bize kızar.
Kızgın biri bizim bir veya birkaç değeri çiğnediğimizi düşünmektedir ve kızmıştır. Kızgınlığını gidermek için bizin önce onun kızgınlığını anladığımızı bunun için de onu dinlemeye hazır olduğumuzu belirten bir açıklamayı yapmamız gerekir. Bu şaka yollu
”senin canın bir şeye sıkılmıştan”, “kızgınsın biliyorum seni kesmeden bir rahip gibi dinliyorum” a kadar yaratabileceğimiz bir replikten sonra başlamalıdır.

Replikler zor zamanlarda asla unutamayacağımız kısa cümlelerdir ve bu cümleleri kendimize has olma koşulu ile defalarda aynı durumlarda kullanabiliriz.
Unutmayalım ki replikler daima karşımızdakine verilen bir izin isteme mesajıdır. Bu mesaj karşımızdaki kişi tarafından “beni dinlemeye hazır olduğunu söylüyor” olarak algılanır.
Eşinizin çoraplarınızı devamlı olarak salonun ortasına bırakmanızdan yakınmaya başladığını düşünelim. Size muhtemelen söyle seslenecektir,

“Reha bıktım senin bu dağınıklığından yine çorapları ortada bırakmışsın.”
Sizin ona;
“Ben bırakmışsam sen de kaldırıver”
demeniz halinde, bunun neye sebep olacağını burada tartışmaktan bile kaçınırım.

Eşiniz sizin basit bir değer olan “Temizlik” konusundaki değerlerinizi sorgulamaktadır.
Kirli çoraplarınızı salonda bırakarak bu değeri çiğnediğinizi düşünmektedir. Bu durumda yapılması gereken önce eşinizi can kulağı ile dinlediğinizi kendisine iletmektir. Burada kullanacağınız replikler sizin yaratıcılık alanınıza girmektedir ancak örnek olarak konunun şöyle geliştiğini varsayalım.
 Reha bıktım senin bu dağınıklığından yine çorapları ortada bırakmışsın.
Bu sabah çok formundasın hayatım,
 Formundayım tabii.. etrafı toplamaktan ve senin dağınıklığından bıktım, usandım.
Benim dağınık ve pis olduğumu mu söylüyorsun?
 Evet.
Bak hayatım temizlik benim için de önemli bu konuya ne kadar hassas olduğumu sen de biliyorsun, benimki sadece unutkanlık bak dün başıma ne geldi..

Değerler aslında bir elin parmaklarını geçmez ve nerede ise her kültürde aşağı yukarı aynıdır.Bu tür konularda eğitimli ve becerili insanlar böyle durumlara gayet profesyonel olarak yaklaşırlar.
Ancak ne kadar becerili olursak olalım bazen her şey planladığımız gibi gelişmeyebilir . Bir “değeri” çiğnemiş olan kişi hemen bazı gerçeklerin ve detayların üzerinden gitmeye ve “değerin” kendisinin de değeri olduğunu söylemeyi unutabilir.
“Değerler” mutlaka pozitif olarak cevaplandırılmalıdır, mümkünse güçlü bir davranışla ve örnekle karşımızdaki kişiye iletilmelidir.

Özellikle bazı televizyon programlarında “değerler” devamlı olarak sorgulanmaktadır.
Hijyen konusunda pastane ve lokantalar da yapılan baskınlarda bu yerlerde çalışan insanların verdikleri cevaplar çok ilginçtir. Bazı suçlamalara maruz kalan çalışanların buldukları bahaneler ve basın önünde yaptığı açıklamalar gülmemize neden olmaktadır. Bunlardan son örneği de geçenlerde gazetelerde okuduğumuz bir yöneticinin fotoğraftaki kadını kucaklamasının nedeni olarak sorulan “bayanı neden öyle kucağınıza alarak poz verdiniz? sorusuna “onu çaydan geçiriyordum,ıslanmasın diye” cevabı değerlere verilen yanlış cevapların güzel örneklerinden biridir.

Değer karmaşası
Değer karmaşasında ise diğerleri tarafından verilen iki önemli ön karar vardır
1. Karmaşıklıklarla dolu olan bu dünyada insanlar binlerce karar vermek zorundadır.Her kararda bir değer diğeri ile yer değiştirir
2. İnsanlar sizin daha önce verdiğiniz kararların geneline bakmaktansa, sadece tek karar bakarlar ve bunun sizin genel değeriniz olduğuna inanırlar.

Etkili iletişimciler sizin bu kararı verirken nelerle karşı karlıya kaldığınızı, nelerden vazgeçerek ve hangi değerleri düşünerek bu kararı verdiğinizi diğerlerine ileterek açıklama yapmanızı isterler.
Örneğin bir performans mülakatında sizinle beraber çalışan bir elemanla yaptığınız performans geliştirme görüşmesini ele alalım.

Bu kişi kendisine daha önce iki kez söylemenize rağmen yapması gerekeni yapmamıştır. Bunu nedenini ona söyle söylediğinizi varsayalım;
Biliyorsun daha önce de beraber bu konuyu konuşmuştuk, şu raporları zamanında vermemenin nedenini. Bu yüzden sana bu maddeden 100 üzerinden 10 veriyorum.
 Haksızlık ediyorsunuz beni işten atmak istiyorsunuz..
Bak seninle çalışmak istiyorum bu nedenle de diğer konularda sana iyi değerlendirmeler verdim , bu konu seni rahatsız edebilir ama bu bölüm içinde en çok dikkat ettiğimiz konudur, zamanında yapılmayan işten diğerleri de etkilenmekte, onların işleri aksamakta. Bu yüzden sana 100 üzerinde 10 verdim. Nedenini anladın mı?
 Evet..

Bu görüşmede yönetici neden düşük bir değerlendirme yaptığını açıkça belirtmiş ve diğerlerinin işlerinin raporun geç verilmesinden etkilendiğini elemana açıklamıştır. Elemanı işten atmak gibi bir “beni sevmiyorsun kurtulmak istiyorsun” değeri ile başa çıkmıştır.
Özellikle performansı geliştirme mülakatlarında yapılan bu görüşmelerde çalışanlar ve yöneticiler arasındaki görüş ayrılıkları ve değer farklılıkları önemli bir yer tutar çalışanlar değer basitliği ile kendilerini savunurlarken yöneticiler de değer karmaşıklığı ile mücadele etmek zorundadır.

Çatışmanın ve zor kişiliklerle başa çıkmanın yolu bu konularda eğitim alarak iletişimimizi kuvvetlendirmek ve fırsat buldukça pratik yaparak beceriyi kullanmamızdan geçmektedir. Kendimizi bu fırsatları görmeye yönlendirirsek ve kullanıp pratik yaparsak , inancımızı da kuvvetlendirir ve özgüven kazanırız.

Kaya ARSOY
www.kayaarsoy.com