Sözcüklerin,
zaman zaman kolayca yan yana dizildiği, bir tarifin parçası olmasa da
orada olma özgürlüğüne sahip sözcükler olduğu günler vardır. Öylece
konuşursunuz, ya da duyuverirsiniz... Anlam taşıma telaşında olmadan,
kaygısızca diziliverirler ve dökülüverirler ağızlardan.
Bazı evler vardır, öylece doldurulmuş, bir çok eşyanın anlamsız
sözcükler gibi yan yana dizildiği...Niye aldığınızı bile
hatırlamadığınız, tozunu aldıkça daha çok sizin olmuş ve artık parçanız
haline gelmiş eşyaların dedikodu yaptığı ...

Oysa, söz büyüdür...
Söz, büyük bir değişimin işaretidir. Söz, bazen bir başlangıç, bazen bir
bitiştir. Fakat onu bir başlangıcın mimarı yapmak elimizdedir.
ÖNCE EVİNİZDEN BAŞLAYIN ! ...... sloganı ile bu ay tüm sorularınızı
yanıtlamaya başladığım AstrologyAnalyst.com adresinde, sizi yaşamınızın
kıymetli sözleri olan eşyalarınıza bakmaya ve tüm yaşamınızı
dönüştürecek bir yenilenmeye davet ediyorum.
Bir dağ satın almanızı yada bir ülke fethetmenizi istemiyorum.
Yapabileceklerinizin en kolayını, bir gece yada gündüz evinize
döndüğünüzde tüm dürüstlüğünüz ile yaşamınızı değerlendirmenizi rica
ediyorum. Sahip olduğunuzu düşündüğünüz yada sizin adınıza öyle
olduğunuzu düşünerek yakıştırdıkları eşyalarınızı lütfen bu yazıyı
okuduktan sonra inceleyin. Sevgi, nefret, kin, bağlılık, mecburiyet,
kırgınlık, aşk, mutluluk, huzur...hayatınızda pek çok duygunuza karşılık
gelen pek çok eşya ile yaşıyorsunuz. Kendinize yakından bakın.
Dürüstçe.Hayatınızı kendinize tarif edin. Kimsiniz bir bakın.
Sizinle duvar aralarındaki bu anlamlı boşluğu paylaşan tüm eşyalar
gerçekten arzu ettikleriniz mi ?. Sizi siz yaptığına inandığınız tüm
kalıpları üzerinizden attığınızda da onlar oradalar mı ?
Kültürünüzün, uygarlığınızın, çevrenizin size layık ya da yakın gördüğü
tüm saptama ve yakıştırmalardan sıyrılın. Patron musunuz ?...Bırakın
biraz patron olmayı...Ünlü birinin torunu musunuz ? Bırakın ünü ve
hakkınızda söylenenleri ...Yaşlı yada engelli misiniz ? Bırakın yılların
tüm yorgunluk ve zorluklarına karşı yıpranmış bastonlarını kapının
dışında....Önemli kararlar alıyor ve titrinizi korumak için çok
çalışıyorsunuz, ama az sonra yatağa herkes kadar yorgun gireceksiniz.
Bırakın tüm yakıştırmaları ve dürüstçe kendinize sorun ...Bu ev, bu boş
duvarlar aralığındaki tüm benim için olanlar, tüm satın aldıklarım, tüm
sonradan edindiklerim ve tüm bu şekilde olmakta ısrar edenler, hepiniz
ne kadar benimsiniz?
Hayatımız duraklar olmadan, bir sahip olmak yarışıdır gidiyor. Dolaplar
içleri bizlere belki de asla lazım olmayacak endişelerin ürünleri ile
dolu...Ya lazım olurlarsa !. Kredi kartlarımız onları satın aldığımız
endişeler üzerinden aylar geçmesine rağmen hala onların bedelleri ile
dolu. Yarın yada öbür gün, daha önceki günlerin endişelerine yenilerini
ekleyip, biraz daha alacaksınız. Biraz durmak istemez misiniz ?
4 duvarı bir araya getiren en önemli sebeplerden biri olan korunma iç
güdüsü ortaya çıkalı gerçekten çok uzun bir zaman oldu ve duvarları
modalara feda edeli, kalbimize aykırı yaşamlar kurmaya başlayalı çok
zaman oldu. Belki de asla hoşlanmadığınız bir rengin tatsız titreşimleri
ile yaşıyorsunuz. Maddi kaynaklarınız yettiği kadarını aldınız, tam
istediğiniz gibi olmadı ya da az kaldı.
Eviniz tarafından sahipleniliyor musunuz. Yanlış renkler, istemediğiniz
pahalı eşyalar, hediye edilmiş depolarda bekleyen objeler, giyilmemiş
giysiler, gözünüzü alan aydınlatmalar, keyifsiz çay fincanları
hayatınızdalar mı hala ?.
Her gün bir başka kabilenin reisi ile savaşmak zorunda kalmadan evinize
dönüyorsunuz. Ama her gün pek çok kabile reisi ile savaşmak için evden
çıkıyorsunuz. Eviniz dışarıdaki dünya ile kalkan olabiliyor mu aranızda.
Günün geceye kavuştuğu saatlerde sizde sessizliğin keyfini çıkarabilecek
kadar evinizin kucağına kendinizi atabiliyor musunuz. Ve sizi
kucaklayabiliyor mu ?
Evinizin size karşı olan nezaketini sorgulayın. O zaman hayatın size ne
kadar nazik olduğunuzu göreceksiniz. Verdiğiniz kadar alabileceğiniz
gerçeği ile karşılaşacaksınız. Mutfağınızın dağınıklığı, asla
düzelemeyen sifonların tamirsiz geçen gürültülü geceleri, cızırtılı ve
iletişimleri kesen telefon hatlarınız olmasa da hayatınızda, yakından
baktığınızda sizin için çok önemli olduğunu düşündüğünüz pek çok objeyi
yalnızlığa ve ilgisizliğe terk etmiş olabilirsiniz. Onları gördüğünüzde
hayatın sizi terk ettiği sahneleri de görebileceksiniz. Yaşamınızın
hangi alanında bir eksiklik, ve verimsizlik görüyorsanız ve hangi
alanında bir türlü olmasını istediğiniz zirveye ulaşamadığınızı
düşünüyorsanız, bunu ifade eden tüm eşya ve odalarınıza bakın
evlerinizde.Sahip olduklarınızın neden hala sizin ile birlikte
olduklarını sorgulayın. Belki de çoktan kalbiniz onları terk etti ama
onları hayatınızdan atmadınız.
Evinizdeki
gücü ele geçirmek için sarfettiğiniz tüm çabalar, yaşamdaki gücünüzü de
arttıracaktır. Hala annenizin yada babaannenizin endişeleri ile mi dolu
tavsiyeleriniz. Dürüst olun kendinize, hayatınızın hakimi misiniz ?..Bu
soruya en az hata ile yanıt verenler , evlerinin mecazi eşyalarının
gerçek anlamlarına sahip olacaklar. Ve kalan hayatlarının.
Yarını, ilk gün ve tertemiz bir gün ve hiç birşey olmamış gibi bir gün
olarak yaşamayı başarmanın mümkün olduğuna inanmalı ve hem şimdi'yi
dönüştürmelisiniz. Tüm düşünce kalıplarınız, çoktan artık anlam
veremediğiniz pek çok eşyaya dönüştü bile ve çoktan kredi kartlarınızı
doldurdu. Siz bunları düşünürken hala onları ödüyorsunuz.
Beklentilerinizin arasında dolaşıyorsunuz, terliklerinizle. Belki az
önce ayağınızı bir tanesine çarptınız. Belki yarın içlerinden birini
giyip işe gideceksiniz.
Yaşamın amacını hatırlatmalısınız kendinize. Yalnızca size ait olan
amacı. Tüm söylenenlerin, yapılması gerekliliklerin arasında size
ayrılmış ve hep kalacak olan yere sahip olarak kendinize dönmelisiniz.
Şimdi bu yazıyı okurken üzerinizdeki giysinize bir bakın. Kışın henüz
bizi yeterince giydiremediği çıplak teninize ve daha derininize inin.
Kalbinizin giysilerini soyun. Ve ona tüm çıplaklığı ile sorun
hayatınızın ne kadarına sahipsiniz. Ve evinize dönüp açın gözlerinizi,
bu eşyalar sizin mi, yoksa onlar mı sizin sahibiniz ?
Her eşyanın yanına gidip tek tek seslenin. Kalbinizin servetini
arttırmayı başarabilmişler mi ?
Mecazi anlamı ne imiş eşyalarınızın, bir de onlara sorun.
Böylece onların simgesi olduğu her şeyin ne kadar parçası olduğunuzu
göreceksiniz. Dışarı attığınız her adımın, gizli bir ip ile nasıl da her
birine bağlı olduğunu.Yarattığınız ve parçanız olmasını arzuladığınız
her şeyin nasıl da ta kendisi olduğunuzu...!
Açlık ile tokluk arasındaki farkı ancak aç iken anlayabilirsiniz. Tok
iken her zaman acıkacak keyfi bir mesafeniz bulunur. Ancak açlık
giderilmedikçe, giderek insanı çileden çıkaran ve güçten düşüren bir
düşman haline gelir. Evlerimizdeki mutluluğumuz, Feng Shui'den sonra
yaratacağımız değişim, onu yaratmadan fark edilmeyecek, giderilmesi
gerekli bir huzur ve mutluluk açlığıdır. Evinizdeki gurultuyu hafife
almayın.

Saygılarımla Funda
Ceyhan
İç Mimar ve Feng Shui danışmanı
|