e-bülten


 

Funda CEYHAN - İç Mimar ve Feng Shui Danışmanı
YAĞMURUN DAVETİ


Hiç yağmurun sesini gözlerinizi kapatıp dinlediniz mi ? Ve hiç , sizin için yağdığını düşündünüz mü ? Onca yolu sizin için gelmiş olduğunu ve size sizi hatırlatmak için ısrarla kendini tekrarladığını .....
 
Israrla, tekrar , tekrar, tekrar yağdığını....
 
Ona yakından bakmanız için size zaman tanıdığını, minik çocuklarının her birinin olağanüstü serüvenini merak etmeniz ve onu dinlemeniz için en güzel seslerini siz bir ağacın altında onu dinlerken , yapraklarla konuşarak duyurduğunu....
 
Onunla ıslanmak için cesaret göstermenize vakit tanımak ve sizi yüreklendirmek için ısrarcı olduğunu düşündünüz mü?
 
Ondan kaçmadan , onu sevmeniz için çok ama çok zaman olanca sakinliğince kendini oluşa bıraktığına hiç dikkat ettiniz mi ?
 
Hatta eğer ısrarla bir pencerenin ardından ona bakıyorsanız, yağarak, yağarak, yağarak sizi beklediğini fark ettiniz mi?
 
Peki ben bunca anlatıdan sonra sizi davet etsem gelir miydiniz ? Hadi gelin , tutun elimden biraz yürüyelim. Şöyle biraz ileride bir orman var. Güvenlidir korkmayın , oraya bizi anlamayan hiçbir şey giremez. Yalnızca ağaçlar, biz ve yağmur !
 
Hadi gelin gelin........
Bakın şurada bir yere oturalım. Şimdi gözlerinizi kapatın ve dinleyin yağmuru sizin için yağıyor....
 
Ne kadar önemli olduğunuzu hatırlatmak, ve sizi sarmak için... Düşündüğünüz her kötü şeyden arındırmak için. Eğer saklıyorsanız bir şeyleri, korkmayın duyacak diye, o biliyor zaten başından beri......
 
Biliyor ve umursamıyor, biliyor ve yargılamıyor bizim gibi...
 
O geldiği yeri hatırlıyor ve bize anlatacak , gelin dinleyelim.
 
“Safım ben , sana kendimi anlatmak için uzun yol geldim ama değişmedim.
Sana seni hatırlatmaya ve yolunu açmaya geldim.
Kırgınlıklarını anladığımı bilmelisin ve dönmek için gücün olmadığını söylesen de , ben seni bilirim, dönebilirsin.
Zamanı tanırım, senin gibi savaşmam onunla, bu yüzden yağıyorum, akışa bıraktım kendimi, ve farkım bu senden ; direnmemek !
İster inan ister inanma işte bu ben değilim.
Geldiğim yerde söylenen şarkılar, yalnızca duyulmaz görülür.
Bu yüzden hepimiz çalışırız orada duyamayana göstermek için.
Ve benim bundandır ki, iki yüzüm var, biri sesim, biri görüntüm.
Ve tekrar söylüyorum, bu senin ve bütün insanlar için...
Geldiğim yerde her yer pırıl pırıldır. Sizin ki gibi değil. Biz sevmeyi biliriz .
Bu yüzden ışıldar , gözlerimiz, kalbimiz, sesimiz.
Ve bu yüzden hiç yitirmedik, kendimizi, biz sevmeyi biliriz.
Ve damlalarımı paylaştım sizinle,
Dostum ışık yardım etti bana ve gösterdim size rengimi,
Size ışığı kırdım içimde, ve renkleri tanıttım unutmayasınız ruhunuzdaki güzelliği diye, ve size bir zaman çok çok çok yağdım.
Karalarda ayrı düşüp geri dönmek nedir bulasınız diye.... 
Ve size her şeyi yarattık birlikte.....Saflığı her şeyin içine koyduk. Korunsun ve yaşam tekrar etsin diye...  
Şimdi sen güzel insan oturmuş beni yapraklar ve toprağın kokusu arasında dinlerken, sana derim ki hatırlamalısın geldiğin yeri... ve yaşadığın yeri dönüştürmelisin.  
Kalbinden başla önce...Vicdanını temiz kıl, ve kendini tazele, şöyle derinlere baktıkça yıkıntılarının içinde unuttuğun bir pırıltı göreceksin.  
Işığı sana eve dönüş yolunu gösteren küçük bir inci....Onu yeniden sevmeli ve baş tacı etmelisin. 
Kendini değiştirmeli ve eve dönmelisin. Ve beraberinde herkesi getirmelisin.“

Saygılarımla
İç Mimar ve Feng Shui Uzmanı
Funda Ceyhan