|
Animizm,
doğada insanın enerjilerine benzer enerjiler bulunduğunu kabul eden bir
inanç biçimidir.
Halleri açıklamak için yüz yada bin yıllardır, pek çok yöntem denenmiş
pek çok izm inanç biçimi seçilmiştir. Hayatın kurgusunu anlatan pek çok
hikaye arasından en çok korkutan en çok rağbet görmüş, benimsenmiştir.
İnsanoğlunun doğa karşısındaki zayıflığı, ve kültürleri kurgusundaki
başarısızlıkları şu yada bu dinsel söylemlerin haklılığını defalarca
göstermiştir.
Kendi
yaşadığı ve cennet gibi yaratılmış dünyasını, kendi elleri ile cehenneme
çevirme çalışmaları hala devam etmektedir. Animist görüş içerisinde
bulunan bazı görüngüler, kendisinin insanın egosuna benzer enerjiler ile
savaşmasından, kötü doğa ruhlarından, yada iyi perilerden bahsederken,
insanoğlu tüm bunlara karşı yeni gereksiz panzehir kişilikler ve
kültürler geliştirmiştir.Bugünün insanının kurduğu ve inandığı
gerçeklik, vakti geldiğinde kolayca terk edilebilir ve değiştirilebilir
veriler üzerine kuruludur.
Ancak
ilkel bir bakış açısı gibi gördüğümüz animist yaklaşımlar, bugünün
insanının inandıklarından daha sağlam gerçeklere dayanır. Bilimin
getirdiği ölçüm ve görsel cihazlar belki bize uzayın derinliklerini
taşıyor. Ancak uzayı izdüşümleri ile gözleme şansı elde etmiş eski
insanlardan daha az sonuca vardığımız günümüzün yeteneklerine aykırı bir
başarı düzeyindedir.
Gözlem şartlarının oldukça sınırlı olduğu atalarımız, az veri ile bugün
bir araya getirilemeyeni o gün yan yana taşımıştır. Yaşamak için
çalışmak ve varolmak için savaşmak zorunda olmalarının ağır prosedürü
onları çevrelerinde olan biteni çabuk anlamaya yönlendirmiş ve tekrar
etmesini engellemek için çok çaba sarf etmişlerdir.
Tam
kuzey ve tam güneyi buluş yöntemleri, bunlara uygun kurdukları şehirler,
dünyanın düz bir tepsi oluşundan, günümüzün küresine dönüşüm süreci, ve
Sokrates' i zehirlemeleri günümüz gerçeklerinin iç çatışmalarını
hatırlatır. Ancak tüm bunların arasında evreni biliş yöntemleri, gezegen
ve yıldızlarının hareketlerinin ritimleri arasındaki ilişkinin yersel
etkilerini buluşları, yaşadıkları dünyaya duydukları saygı artık bugün
artık aynı derecede sıkça görülemeyen bir yaklaşım olarak geçmişte
kalmıştır.Evet bunu rahatça söylüyorum. Çünkü evinden bile hobi olsun
diye göksel bilgiye küçük bir teleskopu ile bile ulaşabilecek olan
insanoğlu, elinden olan değerin güzelliğinden uzak, olanı tüketmek ile
uğraşarak vaktini harcamaktadır.
Tepemizde dönüp duran bu düzen, tekrar eden periyotları ile bize
olacakları haber verebilmekte, ancak tarihi tekerrür ettirmekten
insanoğlu kaçınmamaktadır.
Enerjilerin
şu yada bu şekilde ve bir yerde, yada enerjilerin şu yada bu formda
oluşları ile yaklaşımlarına, biz yeni çağın insanı uzun zaman itiraz
ettik. Görmediğimiz bir şeye nasıl inanacaktık. Ancak şimdi yeni çağın
insanı olmanın önkoşulu gibi görünen bakış açısı ile insanların ilgi
alanlarına dahil olan enerjiler, artık şu yada bu şekilde önemli hale
gelmiştir.
Ne yazık ki enerjilerin satılabilir olduğunun bilincini de büyük bir
mutluluk ve zevk ile, kendi kabiliyetlerinin içerisine almış, insanları
iyileştirme kılıfı içinde, evren varolduğundan beri zaten varolan bir
şeyin satış ve pazarlamasına başlamıştır.
Lafı
onca dolaştırmamın sebebi şu ki, her şeyin ilkel gibi göründüğü, o
zamanın çok gerilerinde, yaşamaktan başka amaçları olmayan ilkel !
insanoğlu, hayatın kıpırdayan ve değişim gösterebilen enerjilerini fark
etmiş. Bunu hayatının bir parçası yapmıştır.
Bugün pek çok ölçüm aleti, dünyanın yada eşyaların varolan
titreşimlerini ölçmekte, fotoğraflarını çekmekte ancak, görsel
kandırmacaların kolaylıkla yapılabildiği bir teknolojinin içinde
gerçekleşmesi nedeni ile, kandırıldığını inanan insanoğlu tarafından red
edilmektedir. Tabii bu daha kolaydır.
Fazla
vakit harcamadan, olayların reddi ile huzura kavuşan insanoğlu geçici
inançlarından olma hayatına geri dönmektedir. !!!
Buda çok kolaydır.
Olanı tüketmek ve yerine yenisinin konulmasını başkalarından beklemek
bilinci, eminim eski insanın umduğu şeylerden değildi. Ancak artık bugün
kehanetlerimiz kapsamında dünyanın geleceğine dair söylemlerde umutsuz
sonuçları ile yerini almıştır.
Şimdi gelelim tüm bu şikayetlerden sonra gerçekten enerji var mı,
insanoğlu Feng Shui diye uydurulmuş bir prensipler bütünü ile dünya
arkadaşlarını oyalamakta mı...Kaosun sıkıştırdığı hayatlarımıza nefes
olsun diye mi ortaya çıktı.? Yada vardı ve farkedildi mi?
Dünyada
sürekli aradığımız, kaybı ile peşine düştüğümüz, var iken
önemsemediğimiz huzurumuz, bin yıllar önce şimdi olduğu gibi iyi bir
filmin mutluluğuna, kazanılmış yüksek miktarda paraya, mutlu bir
evliliğe, yeni doğmuş bir bebeğe yada başarı ile sonuçlanmış bir estetik
ameliyata bağlı değil idi.
Bizlerin yarattığı bu illüzyondan uzak, dünyanın geçmişinde, tüm bu
saydıklarım yaşamın amaçları olmayan bir yerde yaşanıyordu.Dünyadaki
huzurun; kaybettikleri yakınlarının öte taraftaki arzularına ve
rahatlıklarına bağlı olduğu ve toprağın sesinin, kokusunun ve ürününün
işaret ettiği gerçeklere bağlı olunan bir yerde....
Orada, alamadığımız uydu yayınlarının yönleri değil, evrenin
derinliklerinden gelen pozitif yada negatif etkilerin yönlerinin önemi
vardı. Nerede doyacağınızın, ne kadar çok yeşereceğinizin ve / veya
bazen az da olsa ne kadar sağlıklı yaşayacağınızın......
İşte tam burada söylemek gerekli ki, Feng Shui; egonun çoktan
keşfedildiği bir zamanda, ve bu disiplinin gerçeklerine çok ihtiyaç
duyulduğu bir anda, uygarlığın çirkin beklentilerine takılmamış, saf
bilginin yeşerdiği ve duyulduğu bir zamandan günümüze
getirilmiştir. Özünde zamanın, mekanın ve enerjilerin bilgisi
vardır.Feng Shui, insanın hayata bir anlam verebilme, işleyişe karşı
acziyetini azaltma çabaları olarak ortaya çıkmıştır. İnanmışlardır ki,
şimdiyi, geleceği ve geçmişi bilebilirlerse, yarını programlayabilir,
olacaklara karşı savaşabilirlerdi....
 Tüm
yönlerden gelen olumsuz ve olumlu enerjiler, hayatın renkleri ve
eşyaları ile uyumun ön koşulları, doğurdukları çocukların kaderleri, çok
sevdikleri liderlerinin uzun yaşamalarının sırrı onlar bilebildikçe
garanti altına alınacaktı.
Atalarının ruhları rahat ettikçe, öte tarafta olduğuna inandıkları
kaynak onlara sonsuz nimetler sunacaktı....
İnancın her şey olduğu bir zamandan, inançsızlığın baş tacı edildiği,
tek Tanrı'nın insanın kendisi olduğu bir hayata süren bu yolculukta Feng
Shui hiç değişmemiştir.
Ancak insanoğlu çok değişmiştir.
|